Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriWuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Yazar: İpek Turgay Tan
Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Batı Yorkshire bozkırlarında geçen; saplantılı aşkı, sahiplenmeyi ve kaderine mahkûm tutkuyu konu alan 1847 tarihli İngiliz edebiyatı klasiği Wuthering Heights, modern dokunuşlarla yeniden yorumlanıyor.

Margot Robbie ve Jacob Elordi’nin başrollerini paylaştığı, yönetmenliğini Emerald Fennell’in üstlendiği Uğultulu Tepeler; klasik aşk hikâyesine cesur ve çağdaş bir bakış getirirken orijinal esere birebir bağlı kalmasa da kendi başına son derece sürükleyici bir anlatı sunuyor.

Bu uyarlama, klasik bir aşk hikâyesini anlatmaktan çok; aşkın insan doğasını nasıl dönüştürdüğünü sorgulayan karanlık bir karakter incelemesine dönüşüyor.

Aylardır her mecrada karşımıza çıkan tanıtım süreci neredeyse boğucu bir noktaya ulaşmış olsa da Robbie ve Elordi arasındaki uyumu ve ekran kimyasını inkâr etmek mümkün değil.

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Emerald Fennell’in uyarlaması, Emily Brontë’nin romanına bütünüyle sadık kalmayı hedeflemiyor ki bu zaten beklenen bir durumdu. Fragman aşamasında bile Brontë hayranlarında ciddi bir tedirginlik yaratması, filmin daha gösterime girmeden tartışmaların odağına yerleşmesine yetti. Ancak bu yorum, Brontë’den ziyade; acımasız intikam anlatısı Promising Young Woman ve sınıf ile saplantının karanlık hikâyesi Saltburn ile tanınan Fennell’in özgün anlatı dünyasına oldukça sadık bir çizgide ilerliyor.

Film, Cathy’nin (Margot Robbie) çocukluğuyla açılıyor. Siyah ekranın üzerine düşen, acı ile haz arasında salınan belirsiz sesler; izleyiciyi rahatsız edici bir atmosferle karşılıyor. Ardından bir idam sahnesiyle bu atmosfer somutlaşıyor ve Cathy başta olmak üzere kalabalığın bu ölümden neredeyse haz duyması, filmin tonunu erkenden belirliyor. Kısa süre sonra alkolik ve kumarbaz babasının eve getirdiği sahipsiz bir çocuk, Cathy’nin adeta “evcil hayvanına” dönüşüyor. Cathy, bu çocuğa ölen kardeşinin adını veriyor: Heathcliff.

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Seni her zaman seveceğim…

Çocukluktan itibaren birlikte büyüyen Cathy ve Heathcliff, en başından beri birbirlerine derin bir bağ hissediyor. Ancak Cathy için Heathcliff ile birlikte olmak hiçbir zaman kolay değil. Ona duyduğu aşkın kendisini aşağı çekeceğine inanıyor ve birkaç kilometre ötedeki zengin komşuları Edgar Linton ile evlenme konusunda büyük bir hırs gösteriyor. Bu arzusunu gerçekleştirmekte zorlanmasa da kalbi Heathcliff için atmaya devam ediyor.

Ne var ki Heathcliff, Cathy’nin kalbinden geçenleri değil, yalnızca söylediği sözleri duyuyor ve evi terk ediyor. Cathy bu süreçte Edgar Linton ile kusursuz görünen bir evlilik yapsa da Heathcliff, zihninden ve kalbinden silinmiyor.

Heathcliff’in dönüşü yalnızca fiziksel değil; aynı zamanda travmanın aristokrat bir maskeyle geri gelişi anlamına geliyor.

Beş yıl sonra Heathcliff, tamamen değişmiş bir dış görünüşle geri dönüyor. Artık zengin, bakımlı, karizmatik ve güçlü bir adamdır. Edgar’ın çocuksu kız kardeşi Isabella’nın Heathcliff’e duyduğu ilgiyi fark etmemek imkânsızdır ve bu durum, Cathy’yi adeta çileden çıkarır. Lanetli aşkı uğruna her şeyi göze alabilecek olan Cathy, Isabella ile Heathcliff arasındaki ilişkiyi şiddetli ve yıkıcı bir noktaya taşır.

Cathy’nin seçimi, aşk ile statü arasındaki klasik çatışmadan çok; kimlik ve varoluş korkusunun bir yansıması gibi duruyor.

Filmin başından itibaren hissedilen cinsel gerilim, Heathcliff’in uzun yokluğunun ardından tutkulu bir kavuşmaya dönüşür. Cathy ile rüzgârın savurduğu kırda, arabada ve Heathcliff’in Cathy’nin yatak odası penceresinden içeri girmesinin ardından yaşanan yakınlaşma; hem yoğun hem de estetik bir incelikle aktarılır. Ancak Heathcliff’in kıskançlığı kontrolsüz bir acımasızlığa dönüşüp masum Isabella’yı sahiplenmek için manipülasyona başvurduğunda, karakterdeki kırılma sert ve sarsıcı bir hâl alır.

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Hikâye sonunda yeniden genç Heathcliff’e döner ve onun “Ölene kadar ve sonrasında da seni seveceğim.” sözleri yankılanır. Buna karşılık filmin en çarpıcı anlarından biri, yetişkin Heathcliff’in Cathy’ye yönelttiği karanlık ve tutkulu yakarışta saklıdır:
“Öp beni ve ikimiz de lanetlenelim.”

Filmin en kilit karakterlerinden biri ise Nelly’dir. Earnshaw malikanesinin hizmetçisi olan Nelly, Heathcliff ile Cathy’nin mutluluğunu yok eden trajik yanlış anlaşmanın hem sessiz tanığı hem de istemeden tetikleyicisidir. İzleyicinin zaman zaman öfke duyduğu bu karakterin motivasyonu, Cathy’nin ona söylediği “Sen hiç sevmedin ki, kimse de seni sevmedi.” sözleriyle temellenir. Cathy’nin belki de farkında olmadan yaptığı bu kışkırtma, kaçınılmaz bir aşk trajedisini körükler.

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Filmin atmosferi, renk paleti, kadraj tercihleri ve müzik kullanımı belirgin biçimde Emerald Fennell imzası taşıyor. Yönetmen, trajedinin ağırlığını zaman zaman kısa mizahi dokunuşlarla dengeliyor. Kitabı okumamış biri olarak bile kayalıklardaki cinsel sahnelerden sado-mazo çağrışımlarına, modern moda estetiğini andıran cesur kostüm tasarımlarına kadar pek çok tercihin radikal bir yorum sunduğu hissediliyor. Emily Brontë hayranlarının bu yorum karşısında nasıl tepki vereceği tartışmalı olabilir; ancak film, seyir deneyimi açısından etkileyici ve sürükleyici bir yapı kurmayı başarıyor.

Kurgusu ve ritmi, hikâyenin trajik yoğunluğuna zaman zaman zıt düşse de çoğunlukla aynı duygusal noktada buluşuyor. Margot Robbie ve Jacob Elordi’nin performansları oldukça tatmin edici. Özellikle Robbie, Cathy karakterinin bencil ve karanlık yönlerini izleyiciye kabul ettirmeyi başarıyor. Cathy; yalnızca duygusal ihtiyaçlarıyla değil, cinsel dürtüleriyle de hareket eden, zaman zaman güç oyunlarının sadizme yaklaşan taraflarından haz duyan çok katmanlı bir karakter olarak çiziliyor. Heathcliff’in onun uğruna ne kadar şiddete katlanabileceğini anlatırken Cathy’nin yüzünde beliren küçücük bir gülümseme bile bu karmaşık ruh hâlini etkileyici biçimde yansıtıyor.

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Fennell’in anlatısı, seyirciden sadakat değil; duygusal teslimiyet talep ediyor.

Fennell’in yönetim anlayışı ne çekingen ne de aşırı süslü bir haz estetiğine yaslanıyor; aynı zamanda anlatıyı kontrolsüz bir akışa da bırakmıyor. Filmin görsel dili dönem atmosferine bağlı kalırken modern dokunuşlarla günümüzle flört eden bir estetik kuruyor. Oyunculuk performansları içinde Jacob Elordi özellikle öne çıkıyor. Heathcliff’in yıkıcı ve canavarca yönlerini gösterdikten sonra bile aşk ve deliliğin kıyısında parçalanan kalbini izleyiciye hissettirmeyi başarıyor.

Filmin finali kaçınılmaz biçimde trajik. Cathy, Heathcliff’in gidişinden beri bu aşkın acısıyla öleceğine inanıyor ve sonunda bu tutku için artık çok geç olduğu gerçeğiyle yüzleşiliyor.

Wuthering Heights genel olarak izlemekten keyif aldığım ve etkileyici bulduğum bir uyarlama oldu. Özellikle IMAX formatında izlemenizi tavsiye ederim.

Wuthering Heights: Amansız, Öldürücü Bir Aşk

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...