Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleriSomething Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

Yazar: Tuğçe Ulutuğ
Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

Uzun zamandır bir korku dizisini izlerken bu kadar içine çekildiğimi hatırlamıyorum. İzlediğim en iyi korku dizilerinden biri: Something Very Bad Is Going to Happen.

İlk bölümü açtığınızda bu cümlelerimi abartılı bulacağınızı biliyorum. Çünkü aşırı sıradan ve sıkıcı hissettiren, lanetli bir aile hikâyesi gibi başlıyor. Ama lütfen pes etmeyin. Bu bir bait and switch. Üçüncü bölümle birlikte hikâye ilk büyük twistini yapıyor ve gerçekten keyifli bir hâle geliyor. Yani bana güvenin ve izlemeye devam edin 🙂

Twist dediysem de öyle “hikâye sıkıcılaştı, hadi bir twist atalım” hissinde değil. Karakterler gerçekten verdikleri kararlarla o noktaya geliyor ve aslında diziyi korkutucu ve heyecan verici yapan da bu. Karakterler zekice, hatta izleyicinin almasını beklediği kararları alıyor ve bu da bizi bambaşka yerlere taşıyor.

Spoiler vermeyeceğim, çünkü bu seyir zevkini elinizden almak istemem… Ama ne izleyeceğinizi anlayabilmeniz için hikâyeden kısaca bahsetmem lazım.

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

HİKAYE

Rachel ve Nicky’nin düğününe günler kala dizi başlıyor. Karanlık yollarda, düğünlerini yapacakları aile evine doğru giden çift, yolda verdikleri bir molada tekinsiz bir adamla karşılaşıyor. Klasik korku filmlerinden aşina olduğumuz bir sahne — evet, biliyorum. Ama dizinin en keyifli taraflarından biri de bu: Tüm o korku klişelerine dokunuyor ama onları o kadar iyi kullanıyor ki bu klişeleri gördüğünüze mutlu oluyorsunuz.

Aile evine geldiklerinde bu “tekinsiz” his iyice büyüyor. Kaybolan gelinlik, garip davranan kaynana, tuhaf aile üyeleri… Hatta bu ailenin peşine düştüğüne inanılan korkunç bir “Sorry Man” bile var. Herkes ve her şey biraz “yanlış”. Rachel bunu fiziksel olarak da yaşıyor: Burnu kanıyor, sürekli takip ediliyormuş gibi hissediyor. İçini kemiren bir huzursuzluk var ve bu his geçmiyor. Tam tersine, herkes “her şey yolunda” demeye devam ettikçe daha da büyüyor.

Başta sen de Rachel’la birlikte sorguluyorsun. Ama üçüncü bölümle birlikte gelen o ilk kırılma, bütün bu tuhaflıkların aslında neye işaret ettiğini açığa çıkarıyor. Ve o andan sonra izlediğin şey klasik bir “lanet hikâyesi” olmaktan çıkıyor. Daha spesifik, daha kişisel ve çok daha rahatsız edici bir yere evriliyor.

Mesele, “Bir şey olacak mı?” noktasından “Şimdi ne yapacaksın?” noktasına geçiyor.

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

KARAKTERLER: BU SEFER SALAK DEĞİLLER

Korku sinemasında alıştığımız bir şey var: Karakterler mantıksız davranır ve biz sinir oluruz. Burada öyle değil.

Herkes kendi açısından en mantıklı kararı almaya çalışıyor. İnsanlar konuşuyor, şüphelerini dile getiriyor, birbirlerini anlamaya çalışıyor. Hata yapıyorlar ama o hataların bir sebebi var. Ve bu yüzden olan biten hiçbir şey absürt hissettirmiyor. Tam tersine, fazlasıyla tanıdık geliyor. Bu gerçekçilik de korkuyu ve gerilimi daha yoğun bir noktaya taşıyor.

Something Very Bad Is Going to Happen içinde beni en çok şaşırtan karakter, damadın abisi Jules (Jeff Wilbusch). Başta o kadar rahatsız edici ve gıcık davrandı ki dizinin en saçma, en sahtekâr karakteri olduğunu düşündüm. Ama bu davranışları öyle bir hikâyeye oturtmuşlar ki dizi bittiğinde saygı duyduğum ve sevdiğim karakterlerden biri hâline geldi.

Bir de tabii sırrı bölümler ilerledikçe açığa çıkan The Witness (Zlatko Burić) var. İlk bölümde sadece korkutucu bir kasabalı sandığımız bu kişi — evet, biraz spoiler olacak ama — hikâyenin kilit noktası. Bu süreç o kadar ilmek ilmek dokunmuş ki bu yaşlı adamın hikâyesi, gerçek aşkın ne olduğuna dair beklenmedik derecede samimi bir keşfe dönüşmüş.

Başta gıcık olup sonra “iyi ki var” dediğim karakterlerden biri de Portia (Gus Birney). Daha ilk anda dizideki işlevini anlıyorsunuz ama bu karakterin alt hikâyesi iyi yazıldığı için kritik anlarda yaptığı dokunuşlar hikâyenin iskeletine cuk oturmuş 🙂

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

TEAM SVBIGTH

Dizinin yaratıcısı Haley Z. Boston. Yarattığı evreni ve anlatım dilini o kadar sevdim ki “ne çekse izlerim” dediğim yaratıcılar listesine direkt girdi.

Dizinin zaten kadın elinden çıktığı o kadar belli ki… Bunu en iyi hissettiğiniz yer de karakterler arasındaki iletişim.

Üstteki paragraflarda da bahsettim: İnsanlar konuşuyor. Açık açık. Korkularını dile getiriyorlar. Karar alırken mantık yürütüyorlar. Bu inanılmaz kritik bir şey. Çünkü bu sefer “salaklık yaptı, o yüzden öldü” diyemiyorsun.

Mesela Rachel’ın sezgileri “histerik kadın” diye geçiştirilmiyor; tam tersine hikâyenin merkezine oturtuluyor. Korku sinemasında genelde gereksiz panik yapan kadın karakterler görürüz. Burada ise bu hisler ciddiye alınıyor. Bu da beni sektörde gerçekten bir şeylerin değiştiğine ya da en azından değişebileceğine ikna etti.

Yönetmen kadrosu da çok güçlü: Lisa Brühlmann, Weronika Tofilska ve Axelle Carolyn. Hepsinin tonu farklı ama genel atmosferi çok iyi taşımışlar.

Görüntü yönetmenleri Krzysztof Trojnar ve Bobby Shore. Bazı kamera hareketlerini fazla zorlama buldum ama genel olarak kadrajlar, renk paleti ve görsel anlatım çok güçlü. Özellikle karanlık sahnelerdeki dengeyi iyi kurmuşlar.

Mini spoiler: Ölümün “gözünden” hikâyeyi izlemek çok keyifliydi 🙂

Yapımcı tarafında ise Matt Duffer ve Ross Duffer var. Stranger Things sevenler bu noktada heyecanlanmıştır diye düşünüyorum…

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

SONUÇ

Günümüzde “soul mate” fikri neredeyse bir obsesyon hâline geldi. Dating app’ler, sonsuz seçenekler, sürekli “daha iyisi var mı?” hissi… Herkes doğru kişiyi bulmaya çalışıyor ama kimse gerçekten emin değil. Dizi de tam olarak buraya parmak basıyor.

Yanlış anlaşılmasın, dizi sana “ruh eşin kim?” diye sormuyor; “Emin misin?” diye soruyor.

Ve kötü olan şu: Emin olmanın bir yolu yok 🙂

Uzun zamandır bu kadar akıllı yazılmış, iyi yönetilmiş ve görsel olarak bu kadar kontrollü bir korku işi izlememiştim. Evet, slow burn olmasını sevmeyenler olmuş. Ama bu benim en hoşuma giden şeydi. Temponun Rachel’ın psikolojisine hizalanmış olması çok keyifli bir izleme hissi yarattı. O içten içe büyüyen huzursuzluğu onunla birlikte yaşadım.

Dizinin sonuyla ilgili de söylemek istediklerim var. Spoiler vermeyeceğim ama hayal ettiğimden çok daha “cool” bir final yapmışlar. Son zamanlarda severek izlediğim birçok işin sonundan memnun kalmamıştım; Something Very Bad Is Going to Happen ise tam tersini yaptı. İzlediğimde “daha iyi bir son olamazdı” diye düşünmüş olmak, diziyi benim için çok üst seviyelere taşıdı.

Teşekkürler, Haley.

Akıllarda ufak bir soruyla incelememi sonlandırıyorum:

Yanlış kişiyle ömür boyu bağlı kalmak gerçekten öldürücü mü? 🙂

Something Very Bad Is Going to Happen 1.Sezon: Soulmates 4Ever

Something Very Bad Is Going to Happen dizisini izlemek için yukarıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...