Love Through a Prism: Eksik Renk
Love Through a Prism, Yoko Kamio’nun yaratıcısı olduğu bir Japon anime dizisi. Yönetmeni ise Kill Bill Vol. 1’deki anime sekansıyla tanınan Kazuto Nakazawa. Sonrasında kariyerine The Beginning ile devam etse de akıllarda Kill Bill’deki etkisiyle kalıyor. Love Through a Prism ile ilk defa romantik bir türü deneyimleyen Kazuto Nakazawa; izleyicisine farklı alanlardaki yeteneklerini göstermek istiyor diyebiliriz.
Love Through a Prism’in Konusu
Love Through a Prism: Eksik Renk
Netflix’te yayınlanan dizi, Lili adında Japon bir kızın resim eğitimi almak için Londra’daki Saint Thomas Sanat Akademisi’ne gelişiyle başlıyor. Japonların gelenekselliği, kültürlerine bağlılığı, disiplinli oluşları göz önüne alındığında birçoğu için başarı kaçınılmaz oluyor ancak bu kalıpların içinde eksik kalan önemli bir şey var; yaratıcılığın geri planda kalması. İşte Lili burada eksik olan bu yanıyla yüzleşiyor. En çok da Kit sayesinde… Kit, resim bölümünün birincisi, çok yetenekli bir öğrenci. Etrafına herkesten farklı bir gözle bakması ve bunları sanatına aktarması, onu diğerlerinden daha öne çıkarıyor.
Önceleri Kit’i rakip olarak gören Lili, onunla vakit geçirdikçe hayatı onun gözünden görmeye başlıyor. Sıradan hayatı, bambaşka bir dünyayla tanışıyor. Renkleniyor. Yeni hayatıyla birlikte bu renkler onun ruhuna da işliyor. Dizinin adında olduğu gibi, prizmaya gelen ışık birçok renge dönüşüp yansıyor. Lili de prizmadan yansıyan renkler gibi değişiyor. Eskisi gibi değil; çünkü bir kırılımdan geçiyor. O da kendi renklerini keşfediyor. Ve bizleri bu hikâyeye dâhil ediyor.
Love Through a Prism: Eksik Renk
Gelelim aşka…
Lili ve Kit arasında dile getirilen bir aşk yaşanmıyor, ikisi de duygularını platonik bir şekilde sürdürüyor. Bunun böyle olması için diziye birçok parametre ekleniyor ancak bana sorarsanız bu çok da önemli değil. Çünkü dizi buram buram aşk kokan bir anlatımı zaten tercih etmiyor. Love Through a Prism bir değişim hikâyesi. Aşkı, bu değişim için bir araç olarak kullanıyor.
Dizide sadece aşk ve sanat yok. Aynı zamanda sıcak bir arkadaşlık da var. Onların bireysel hikâyelerine çok değinilmiyor belki ama hepsini ayrı kişiliklerde sunmak, dizideki karakterleri çeşitlendirmek adına güzel bir dinamik sağlıyor. Hatta bu kişilerin hepsi resimle ilgilenmiyor, aralarında heykelle ilgilenenler de oluyor. Bunun için British Museum’da geçen sahne beni heyecanlandırmıştı. Acaba gerçek eserler üzerinden daha fazla bir anlatım gelir mi diye bir beklentiye de girmiştim. Devamı gelse, özellikle sanatın bu alanına ilgi duyanları kendisine daha da bağlayabilirdi; çünkü dizi buna müsait bir anlatıma sahipti. Ancak bu gerçeklik kısıtlı tutuluyor.
Love Through a Prism: Eksik Renk
Love Through a Prism’de Sanat ve Sanatçı Olmak
Doğuştan yetenekli olana sanatçı diyebilir miyiz veya sadece kendini ifade etmeye ihtiyaç duyduğu için resim yapana? Peki, övgü almak için tuvalin başına geçenler?
Sanat Okulu’nda başarı sağlamak isteyen Lili’ye okulun profesöründen her seferinde gelen eleştiri; tekniği çok iyi olsa da bir sanatçı gibi resim yapmadığı oluyor. Peki, Lili’de eksik olan neydi?
Kalıplar ve kurallarla yetişmiş birisinin kalemi, fırçayı, renkleri özgürce kullanması kolay olmasa gerek. Bunun değişmesi için gerekli olan en temel şey; hayatı yaşayışının ve hayata bakışının değişmesi… Lili’nin de orada geçirdiği zaman içinde bu sayede resme bakışı değişiyor. Önemli olanın birinci olmak olmadığını; kendi sanatını, içinden geldiği gibi ortaya koymaya başladığında anlıyor. Kuralları bir kenara bırakıp ruhuyla yapıyor resimlerini.
Love Through a Prism: Eksik Renk
Tam her şey yolunda gidiyor derken…
Kit’e duygularını söyleyemeden evine dönmek zorunda kalan Lili’nin hayatındaki tüm renkler soluyor. Tekrar karşılaşıncaya ve resme tekrar başlayıncaya kadar geçen 5 yılda siyah beyaz bölümler izliyoruz. Dizinin adının anlamının derinliği de bu sahnelerde renklerin kayboluşuyla daha da anlam kazanıyor. Aslında prizma metaforu sadece renklerle değil, aynı zamanda onların ne kadar değiştikleri, kendilerine neler kattıkları ve ne kadar olgunlaştıklarıyla da bağlantılı. Hayatlarına kattıkları arkadaşlar, aşklar, yeni duygular, düşünceler, sanatlarının dönüşümü… Hepsi bu yansımanın bir parçası oluyor.
Love Through a Prism Üzerine Küçük Bir Eleştiri
20 bölümden oluşan dizi, bazı anlarda tekrara düşüyor ve konuların gereksiz uzamasına sebep oluyor. Bunu çok baskın hissetmiyorsunuz ancak daha tadında olması için ufak kırpmalar yapılabilirdi. Sanata odaklı olduğu için dingin enerjiyi zamana yayarak vermeyi tercih etmelerinden dolayı böyle olduğunu düşünsem de eleştirimin yine de arkasındayım.
Love Through a Prism: Eksik Renk
Love Through a Prism, geniş alan çekimleriyle pastoral manzaraları sunmaya odaklı bir anime dizisi olmuş. Ana konu olarak sanatı ve tabloları ele aldığı için bu tercihi etkileyici bir biçimde bizlere sunuyorlar. Ancak karakterlerin mimiklerinde ve hareketlerinde zaman zaman yer edinen donukluk hissi bence kaliteyi biraz düşürmüş.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim;
Lilyumlara özel bir ilgi var dizide bu arada. Onları bu denli değerli kılan sebep güçlü olmasa da bu ikili arasında bir bağ oluşturması ve bunu dizinin başından sonuna kadar kullanmaları hoşuma gitti. Birlikte yaptıkları ilk tablodan sonuncusuna kadar aralarında bir şifre gibi seçilmesi, tatlı bir nüans olarak dizide yerini alıyor. Kısacası, klişe konulardan sıkılanlara ve çizime ilgi duyanlara özellikle önerimdir. Belki sizlerin de ışığını yeni renklerle parlatır.