La Nuit Des Rois: Fildişi Sahilinden Uzanan Bir Kanlı Hikaye (İKSV Özel)

La Nuit Des Rois: Fildişi Sahilinden Uzanan Bir Kanlı Hikaye (İKSV Özel)

Kralların Gecesi, orijinal adıyla La Nuit Des Rois, Fildişi Sahili asıllı Phillipe Lacote tarafından yazılıp yönetilmiş 2020 yapımı bir film.

Dünya üzerinde mahkumlar tarafından yönetilen tek hapishane olan La Maca’ya getirilen bir mahkum ile başlıyor film. Hapishaneye girdiği andan itibaren ortamdaki coşkunun, şiddetin ve psikolojik baskının yarattığı endişeyle afallayan başrol oyuncusu Bakary Kone, film boyunca yaşadığı duyguları seyirciye geçirmeyi oldukça güzel başarıyor. Etrafı piranalar tarafından çevrilmişçesine korku dolu bakışlar atan mahkum, ona yapacaklarını düşünen hapishane yerlilerinin ağızlarından su akıtıyor. Hapishanenin müdürü ise müdürü olduğu hapishanenin kendisi tarafından değil de mahkumları tarafından yönetilmesine oldukça üzgün, yeni mahkuma ise acıyarak bakıyor.

Hapishanenin ağaları hapishanede oldukça büyük söz sahibi. Bir isyan çıkmamasına karşıt alınmış önlemleri var, ve gelenekleri. ‘Kabasakal’ diye adlandırılan mahkumların ağası, yaşlanıp hastalandığı için bazı mahkumlar tarafından alaya alınıyor ve artık kendi görevini sonlandırması bekleniyor, yani kendini öldürmesini. Çünkü bu hapishanede işler böyle yürüyor. Oysa Kabasakal’ın son bir planı daha var. Görevini uzatmak ve saygıyı toplamak için yapabileceği son bir şey daha var. Kızıl Ay ve Roman.

Hapishanenin geleneğine göre ay kızıla büründüğünde, bu Roman gecesi olarak adlandırılıyor ve seçilen Roman çıkıp hikaye anlatmaya başlıyor. Anlatacağı hikayenin ilgi çekici olması bir yana dursun, sabahın ilk ışıklarına kadar hikayeyi anlatmak zorunda; çünkü durduğu an Roman’ı öldürüyorlar. Yeni mahkumun geldiği ilk gün, Ay’ın kızıl olacağı konuşulmaya başlıyor ve Kabasakal herkesin ortasında bu yeni mahkuma gelip bir hikaye anlatmasını istiyor. Bir şeyler geveleyen mahkum, bir anda kendini ‘Roman’ olarak buluveriyor fakat olacaklardan habersiz. Hiçbir şeye anlam veremiyor, korkuyor, çekiniyor, ve tabii ki olacaklardan kurtulmak istiyor.

Filmin buraya kadar olan kısmını şahsen oldukça dramatik ve gerilimi yüksek buldum. Aslında hapishaneye giren araçla beraber siz de hapishaneye girmiş ve oradaki hayata alışmaya çalışır gibi oluyorsunuz. Atmosfer kendini epey iyi hissettiriyor ve Roman için üzülüyorsunuz, her ne kadar o ‘Mikroplar’ adı verilen bir çetenin üyesi olsa da.
Kabasakal ve ekibi Roman gecesinin mahkumlar üzerindeki etkisini bildiğinden; kan dökmenin herkese iyi geleceğini ve saygıyı arttıracağını düşünüyor. Fakat Kabasakal’a karşı çıkan Lass ve tayfası onların her hareketini takip ediyor ve çeteyi içten bozmaya çalışıyorlar.

Hapishanenin yarım akıllısı olarak adlandırabileceğimiz yaşlı ve beyaz bir mahkum ise Roman’a yardım etmeye çalışıyor; başına geleceklerden habersiz bir şekilde mavi saten gömlek giydirilmiş, süslenmiş Roman ne anlatacağını bile bilmiyor ama yanlış bir şeyler döndüğünü düşünüyor. Hikayesini anlatmaya başladığında 1001 Gecesi Masallarını andıran bir ortamda buluyorsunuz kendinizi. Onlarca mahkum Roman’ın etrafında çevrilmiş, anlatacağı hikayeleri bekliyorlar. Yemekler pişiriliyor ve ziyafet çekiliyor. Onu öldüreceklerini bilmek bir yana, anlatacağı hikayeyi de merak ediyorlar. Bir şeyler mırıldanmaya başlayan Roman’ı yuhalıyorlar, dalga geçiyorlar. Fakat sonra Kral Zama’nın hikayesini anlatmaya başlayan Roman’ı dikkatle dinlemeye başlıyorlar. Kral Zama ise Mikroplar’ın lideri. Kısaca hikayesini anlatan Roman’ı yarım akıllı mahkum uyarıyor. Eğer hikayeyi kısaca anlatıp bitirirsen seni öldürecekler, sakın durma diye uyarıyor. Roman ise ne yapacağını bilmez bir vaziyette hikayeye tekrar döndüğünde, fantastik ve ilgi çekici bir masalın kapılarını aralıyoruz. Roman hikayesini anlatırken Fildişi Sahilinin güzel kıyılarını, kraliçesini, askerlerini, savaşını tek tek izliyor ve tanıklık ediyoruz. Bu uydurulmuş hikaye mahkumları epey eğlendiriyor, onlar da dramatik ve tiyatral hareketlerle hikayeyi canlandırıyorlar. Kabasakal’ın çetesi ise durumdan hoşnut olmuyor çünkü zaman geçmeye devam ediyor. Kabasakal’ı ise artık kimse ağa olarak istemiyor çünkü yaşlı ve hasta birinin onlara liderlik edemeyeceğini düşünüyorlar. Bu sırada Kabasakal, vaktinin dolduğunu anlıyor ve geleneklere bağlı olarak kendine son veriyor.

Kurtuluşu olmayan Roman’ın hikayeyi nereye bağlayacağını, yarattığı karakterlerin nereye varacağını ve hikayesinin nerede ne zaman sonlanacağını dinlemek mahkumlara olduğu kadar seyirciye de zevk veriyor. Çocukken dinlediğimiz masalları veya bir kitabı okurken hayal ettiğimiz şeyleri hatırlatıyor film bana. İyi bir anlatıcı tarafından anlatılan masallar her zaman çok zevklidir, Roman da bu işin altından iyi kalkıyor. Masalını uzattıkça uzatıyor ve nerdeyse gün doğuyor. O sırada artık bitirmesini isteyen çete üyeleri ise hikayenin devamını isteyen mahkumlarla bir kavgaya tutuşuyor ve ortalık gerçekten de kan gölüne dönüyor. Mahkumlara ateş açan güvenlikler, birbirlerini öldürmeye çalışan mahkumlar arasında Roman bir şekilde kaçmayı başarıyor.

Herhangi bir hapishane filminden farklı bir yapım olan Kralların Gecesi, 1 saat 33 dakika gibi kısa bir süreye sahip ve sürükleyici senaryosuyla sizi ekrana bağlıyor. Benim için dinlemesi keyifli bir hikaye, ve etkileyici oyunculuklara sahip olan bir filmdi. Farklı bir bakış açısından yararlanılmış, farklı bir metoda sahip film seyir zevki yüksek bir film ve benim için 7.5/10 puanı hak ediyor.

Filmde de bahsedildiği gibi, iyi bir hikayenin bir başlangıcı ve bir sonu vardır; filmde ise sonunda Roman’ın hayatta kalabildiğini görsek de sonrasında başına neler geldiğini bilmiyoruz veya tahmin edemiyoruz, yönetmen sonu seyirciye bırakmak istemiş gibi görünüyor. Fakat film bana herkesin anlatacak iyi bir hikayesinin olması gerektiğini hatırlatıyor, ucunda ölüm olmasa da anlatacak iyi bir hikayenizin olması her zaman işe yarar.

La Nuit Des Rois: Fildişi Sahilinden Uzanan Bir Kanlı Hikaye (İKSV Özel)

Elif Issı’nın Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

5 1 Oy Ver
Oy Ver
Yazıya Abone Ol
Bildir
0 Yorum
Tüm Yorumları Göster