Anasayfa Köşe YazılarıKıyametin Ustaları: Karhozat

Kıyametin Ustaları: Karhozat

Yazar: Büşra Gül Ovalı

Kıyametin Ustaları: Karhozat

Sinema ve edebiyatın kesişim kümelerinde gezinirken, bazı yaratıcı ortaklıkların yalnızca birer eser üretmekle kalmayıp yepyeni bir ontoloji inşa ettiğine tanık oluruz. Arter’in 25 Şubat’ta kapılarını açtığı ve Azize Tan küratörlüğünde hayata geçirilen Kıyametin Ustaları programı, tam da böyle bir evrenin kapılarını aralıyor. 2025 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi László Krasznahorkai ile geçtiğimiz ay, 6 Ocak 2026’da kaybettiğimiz auteur yönetmen Béla Tarr’ın uzun soluklu iş birliğine odaklanan bu seçki; zamanın, çürümenin ve varoluşsal umutsuzluğun sinematografik bir anatomisini sunuyor.

Programın açılış akşamı, yönetmen Reha Erdem ve küratör Azize Tan’ın katılımıyla gerçekleşen derinlikli bir söyleşiyle başladı. Erdem’in bir sinemacı gözüyle getirdiği açılımlar, Tarr’ın kamerasının salt bir anlatı aracı olmadığını; mekânı, zamanı ve insanın kozmik yalıtılmışlığını kaydeden bir gözlemci olduğunu bir kez daha hatırlattı. Söyleşide, Béla Tarr ile olan anılardan ve usta yönetmenin filmografisinden söz edilerek kendisi yad edildi. Söyleşinin ardından gerçekleştirilecek olan film gösterimi öncesinde, ilk kez Tarr sinemasını izleyecek seyircilere zihinsel bir hazırlık sunuldu demem daha doğru olacaktır.

Kárhozat filminden bir sahne

Kıyametin Ustaları: Kárhozat

Karhozat Konusu

Söyleşinin ardından izlediğimiz Kárhozat (Lanet, 1988) filminden de kısaca bahsetmek isterim. László Krasznahorkai ve Béla Tarr ikilisinin sinemadaki ilk ortak üretimi olan Kárhozat; isimsiz, çamur ve bitmek bilmeyen bir yağmurla yıkanan, adeta arafta kalmış bir Macar kasabasında geçiyor. Hikâyeye bir sınır kasabasında dahil oluyoruz. Ana karakter Karrer’in, evli bir şarkıcıya duyduğu saplantılı arzu ve etrafındakileri sürüklediği kaçakçılık planı, filmin yüzeydeki olay örgüsünü oluştursa da asıl mesele olan bu olayların ardındaki ahlaki ve ruhsal tahribat, yavaş yavaş zihninizde yer ediyor.

Tarr’ın yüksek kontrastlı siyah-beyaz sinematografisi, karakterlerin içsel harabelerini mekânın fiziksel çürümesiyle eşleştirirken, doğrusal olmayan bu kurgunun içinde seyirciyi de kendi döngüsüne hapsediyor. Filmde kamera, karakterlerin etrafında ağır ağır süzülürken veya onları ıssız, çamurlu yollarda uzun kaydırmalı planlarla takip ederken zamanın o ezici, melankolik ağırlığını iliklerinize kadar hissetmemek pek mümkün olmuyor.

Krasznahorkai’nin kaleminden dökülen felsefi diyaloglar, Tarr’ın daimi bestecisi Mihály Víg’in döngüsel müzikleriyle birleştiğinde, ortaya çıkan klostrofobik bir taşra sıkıntısının içinde buluyorsunuz kendinizi. Karrer’in ahlaki çöküşü, durmaksızın havlayan sokak köpekleri ve her şeyi yutan yağmur, insanın kendi eliyle yarattığı cehennemi vurgulayan birer leitmotife dönüşüyor. Kárhozat, izleyiciye bir arınma vadetmiyor; aksine, insan doğasının karanlık dehlizlerinde, çamurun içinde yürümeyi talep ederken, Karrer’in verdiği kararlarla insanlıktan çıkışını izletiyor.

Kıyametin Ustaları Programının Detayları

1 Mart Pazar gününe kadar devam edecek olan Kıyametin Ustaları programı, sinema tarihinin bu benzersiz ikilisinin kurduğu estetik evreni anlamak adına yetkin bir çerçeve vadediyor. Pazar günü gerçekleştirilecek olan Sátántangó gösterimiyle program son bulacak. Sátántangó’nun süresi göz önüne alındığında biraz ürpertici gelebilir ama 2 aradan oluşan bir gösterim olacağını önden söylemeliyim. Béla Tarr sinemasına adım atmak için bulunmaz bir fırsat sunan bu programı kaçırmamanızı öneririm. Arter’e ulaşım için de küçük bir not eklemek isterim: Taksim Gezi Parkı’ndan ücretsiz servis desteği mevcut. Mutlaka aklınızda bulunsun!

Kıyametin Ustaları: Karhozat

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...