63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal ve Uluslararası Yarışma Filmleri Seyirciyle Buluştu
Türkiye’nin köklü sinema buluşması olan Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 63. edisyonunda ulusal ve uluslararası kategorilerde yarışan iddialı yapımları sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Festivalin yoğun geçen günlerinde Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos ve Perge salonlarında gerçekleştirilen gösterimler; bilimkurgudan politik dramlara, mitolojik estetik arayışlarından kişisel ve toplumsal travmalara kadar geniş bir yelpazede, sinemanın usta isimleri ile genç yeteneklerini Antalyalı izleyicilerle bir araya getirdi.

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal ve Uluslararası Yarışma Filmleri Seyirciyle Buluştu
Bilimkurgu Türüne Yerli Bir Soluk: “Elisa”
Dünya prömiyerini Altın Portakal’da yapan, Türk sinemasında az rastlanan bilimkurgu türündeki “Elisa” filmi izleyicilerden büyük ilgi gördü. Yönetmen Sinan Sertel, senarist Selman Kılıçaslan ve geniş oyuncu kadrosunun katıldığı söyleşide, filmin klasik anlamda tek bir başrol etrafında dönmediği, ölüler dahil herkesin hikâyesine alan açan çok katmanlı bir yapıya sahip olduğu vurgulandı. 30 kilometrekarelik bir mağarada geçen çekimlerin fiziksel ve psikolojik zorluklarına değinen oyuncular, bu riskli ve benzersiz projede yer almaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiler.
Aynı salonda gösterilen bir diğer ulusal yarışma filmi “Kadim Mavi” ise geleneksel Yunan mitolojisinden bilinçli olarak uzak durarak Anadolu coğrafyasının kendi arketipsel mitolojisini kurmayı hedeflediğini belirtti. Yönetmen Emir Ziyalar ve sanat yönetmeni Natali Yeres, filmdeki tüm objelerin sıfırdan tasarlandığını ve kişisel bir travmanın etrafında kapalı, estetik bir evren ördüklerini ifade etti.
“Hakikatin Ölümü”: 90’ların Karanlık Dönemi ve Toplumsal Travmalar
Hüseyin Karabey’in yönettiği, Hasan Öztoprak’ın aynı adlı romanından uyarlanan “Hakikatin Ölümü” festivalin en çok merak edilen ulusal yarışma filmleri arasında yer aldı. Başrollerini Mert Fırat ve Mehmet Günsur’un paylaştığı film, iki eski dostun büyük ve ağır bir yük üzerinden gerçekleştirdiği yüzleşmeyi ele alıyor.
Mert Fırat, 90’ların karanlık siyasi atmosferini ve bu süreçlerin insanları nasıl yürüyen cesetlere dönüştürdüğünü vurgularken, Mehmet Günsur ise sanatın ve sinemanın toplumsal hafızayı diri tutma sorumluluğuna dikkat çekti. Yönetmen Hüseyin Karabey, “Hainlerle kahramanlar arasında çok ince bir çizgi vardır… Eğer geçmişte yaşananları unutmazsak belki yeni travmalara bir nebze hazırlıklı oluruz” diyerek sanatın uyarıcı işlevine vurgu yaptı.

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal ve Uluslararası Yarışma Filmleri Seyirciyle Buluştu
Uluslararası Yarışmada Baba-Oğul İlişkileri ve Savaşın Gölgesindeki Hayatlar
Uluslararası yarışma kategorisinde George Ovashvili’nin imzasını taşıyan “Babalarımdan Biri Ay’dır” (The Moon is A Father of Mine), anavatan ile baba figürünü özdeşleştiren kişisel ve politik bir hikâyeyi beyazperdeye taşıdı. Ali Asgarî’nin yönettiği ve yapımcılığını Milad Hüsrevî’nin üstlendiği “Umut Işığı” (A Bit of Light) ise İran’daki protestolar ve savaş tehdidi nedeniyle çekimleri İstanbul’a taşınan, karanlık dönemlerde bile umudu arayan bir doktorun trajik hikâyesini izleyiciyle buluşturdu.

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal ve Uluslararası Yarışma Filmleri Seyirciyle Buluştu
Sri Lanka’nın Oscar adayı olan ve yer altı dünyası ile devlet mekanizmalarının gölgeli ilişkilerini mercek altına alan “Riverstone” filminin yönetmeni Lalith Rathnayake ise söyleşide, ülkesinde sanatçı olmanın getirdiği risklere rağmen gerçeği söylemekten vazgeçmeyeceğini belirtti.