29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali: Sinemanın Güçlü Kadınları Ankara’da Buluştu
29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, bu yıl da Ankara’yı sinemanın büyülü atmosferine taşıdı. 2-7 Haziran tarihleri arasında sürecek festival, Kült Kavaklıdere’deki gösterimlerin ardından Ankara Devlet Opera ve Bale Sahnesi’nde Şenay Gürler ve Yetkin Dikinciler’in sunumuyla gerçekleştirilen görkemli bir açılış töreniyle start aldı. Zeynep Burcu Altınel ve Murat Köseler’in müzik gösterisi de geceye ayrı bir renk kattı.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali: Sinemanın Güçlü Kadınları Ankara’da Buluştu
Uluslararası Gözler Bu Festivalde
Bu yıl uluslararası yarışma seçkisi “Her Biri Ayrı Renk” i değerlendirecek FIPRESCI jürisi de dikkat çekiciydi. Nadia Meflah, Omnia Adel ve Ece Vitrinel’den oluşan jüri, açılış töreninde yerini aldı. Uluslararası bir sinema jürisinin Ankara’da bir araya gelmesi, festivalin yalnızca yerel değil, küresel ölçekte de ne kadar güçlü bir ses olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali: Sinemanın Güçlü Kadınları Ankara’da Buluştu
“Cadı” Olmak Güçtür
Geceye damgasını vuran anlardan biri, Genç Cadı Ödülü’nü alan Ece Bağcı’nın konuşmasıydı. Ankara doğumlu Bağcı, kendisine “cadı” denmesini bir hakaret olarak değil, güç ve özgürlüğün simgesi olarak gördüğünü söyledi. Genç işçilerin, öğrencilerin sorunlarına ve kadınların toplumsal kalıplara karşı mücadelesine değinen Bağcı, özgür düşünce alanlarının çoğalmasını diledi. Kısacası bu gecenin ruhu tam olarak buydu: Sinemanın bir ayna olduğunu, o aynaya cesurca bakmak gerektiğini hatırlatmak.
Kamera Arkasındakiler de Sahnede
Festivallerde ödüller çoğunlukla oyunculara ve yönetmenlere gider. Ama bu gece, görünmeyenlere de yer açıldı. Bağımsız sinemaya katkıları nedeniyle ödüle layık görülen yapımcı Dilde Mahalli, ödülü alırken şunu vurguladı: Sinemayı ayakta tutan yapımcılar, kamera arkasında ter döken ekipler de bu sahneye çıkmayı hak ediyor. Ödülünü annesine ithaf eden Mahalli’nin bu sözleri, salonda uzun süre yankılandı.
Törende bir de veda eden ama orada olmayan bir isim vardı: Melisa Sözen. Gönderdiği video mesajda baskıcı rejimlere karşı mücadele eden bir kadının hikâyesini anlatan bir projede yer aldığı için törene katılamadığını belirten Sözen, dayanışma gösteren tüm kadınlara teşekkür etti. Ödülünü sahneye Özge Mumcu çıkarak teslim aldı.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali: Sinemanın Güçlü Kadınları Ankara’da Buluştu
Aynı Sahnede, Yıllar Sonra
Gecenin en dokunaklı anlarından biri Onur Ödülü’nün takdiminde yaşandı. Emel Göksu’ya ödülü, kızı Fadik Sevin Atasoy takdim etti. Göksu, gençlik yıllarında kızıyla birlikte sahneye çıktığı bu mekânda ödül almanın kendisi için çok özel bir anlam taşıdığını dile getirdi. O sahne, sinemanın ve kadın emeğinin kuşaklar boyu nasıl aktarıldığının sessiz ama güçlü bir özetiydi.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali: Sinemanın Güçlü Kadınları Ankara’da Buluştu
Brezilyalı Yönetmenden Güçlü Mesaj
Gecenin en dikkat çekici konuklarından biri, festival onur ödülü alan Brezilyalı yönetmen Lucia Murat’tı. Demokrasi mücadelesiyle tanınan Murat, kendi ülkesinden bu kadar uzakta bu denli sıcak karşılanmanın kendisi için ne kadar önemli olduğunu dile getirdi. Kadın mücadelesini aşırı sağa, otoriterleşmeye ve faşizme karşı verilen mücadeleden bağımsız düşünmediğini belirten yönetmen, Brezilyalı ve Türk kadınlarının direncinin aslında ortak bir ses olduğunu söyledi. İnsan hakları, ırkçılık karşıtlığı ve eşitlik için verilen her mücadelede birlikte olduklarını vurgulayan Murat, sinemanın bu birlikteliği görünür kılan en güçlü araçlardan biri olduğunu hatırlattı.
29 Yıllık Bir Çığlık
Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, festivali “29 yıllık bir çığlık” olarak nitelendirdi. Bu tanım, festivali anlatan belki de en yalın ve en doğru ifadeydi. 29 yıldır her yıl yükselen bu ses; bağımsız sinemanın, kadın emeğinin ve özgür ifadenin ne kadar dirençli olduğunu kanıtlıyor.
AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilčinskas ise sinemanın insanları ortak duygularda buluşturan dönüştürücü gücüne dikkat çekerek, festivalin kadın sinemacılara alan açmasının önemini vurguladı. Kanada Büyükelçisi Larisa Galadza da festival kapsamındaki Odak Kanada seçkisiyle farklı seslerin izleyiciyle buluşacağını müjdeledi.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali: Sinemanın Güçlü Kadınları Ankara’da Buluştu
Dayanışmanın Şarkısı
Gece, anlamlı bir kapanışla sona erdi. Ödül töreninin ardından “Kadınlar Vardır” şarkısı eşliğinde tüm seyirciler sahneye davet edildi. Sanatçılar, yönetmenler, izleyiciler; hep birlikte, aynı sahnede. O fotoğraf karesi, belki de bu gecenin en güzel özetiydi.

Uçan Süpürge yalnızca film izlenen bir festival değil; düşünülen, tartışılan, ses yükseltilen bir alan. Eğer bu hafta Ankara’daysanız ya da yakınındaysanız, programı bir göz atmaya değer. Sinema bu, ama sıradan değil.