45.İstanbul Film Festivali: Bu Listeye Bakmadan Bilet Alma
45.İstanbul Film Festivali bu yıl yine klasik bir ikilem yaratıyor:
ya plansız girip sürpriz yaşayacaksın ya da önceden strateji kuracaksın.
Bu yıl program ikinciyi zorunlu kılıyor. Çünkü hem yıldız isimler hem de festival turunu tamamlamış güçlü filmler aynı seçkide toplanmış durumda.
Ben de listeyi; yönetmen ağırlığı, oyuncu kadrosu, ödül geçmişi ve popülariteye göre ayrıştırdım.

45.İstanbul Film Festivali: Bu Listeye Bakmadan Bilet Alma
Galalar: En Hızlı Tükenecek Biletler
Bu bölüm net: geç kalırsan izleyemezsin.
Kremlin’in Büyücüsü (The Wizard of Kremlin) – Olivier Assayas
Olivier Assayas yönetiyor. Kadroda Paul Dano, Jude Law ve Alicia Vikander var.
Sovyetler’in çöküşü ve Putin’in yükselişi üzerinden ilerleyen politik bir hikâye. Güç, propaganda ve iktidar ilişkilerini içeriden anlatıyor.
Açılış filmi. Zaten buradan sonrası çok konuşulur.
Sessiz Dost (Silent Friend) – Ildikó Enyedi
Ildikó Enyedi + Tony Leung Chiu-Wai + Léa Seydoux
Festival kombinasyonu gibi film.
İnsan ilişkileri ve yalnızlık üzerine kurulu, karakter odaklı bir anlatı. Enyedi sinemasına özgü şiirsel ve mesafeli bir dil bekleniyor.
Mother Mary – David Lowery
Anne Hathaway ve Michaela Coel başrolde.
Oyuncu kadrosu tek başına yeterli sebep.
Bir pop yıldızı ile bir moda tasarımcısı arasındaki karmaşık ilişkiye odaklanan, müzik ve kimlik temalı bir drama.
The Christophers – Steven Soderbergh
Sir Ian McKellen’ı Soderbergh’in yönettiği bir kara komedi filminde izlemek mi? Lütfen, paramı alın. Michaela Coel’in de festivaldeki ikinci filmi.
Detayları gizli tutulan ama Soderbergh’in tarzını düşününce; karakterler üzerinden ilerleyen, muhtemelen suç veya psikolojik gerilim hattında bir hikâye.
Üç Veda (Three Goodbyes) – Isabel Coixet
Isabel Coixet imzası, Alba Rohrwacher etkisi.
Duygusal olarak yorma ihtimali yüksek.
Farklı hayatların kesiştiği, kayıp ve vedalar üzerine kurulu duygusal bir anlatı.
İyi Şanslar, İyi Eğlenceler, Sakın Ölme – Gore Verbinski
Gore Verbinski geri dönmüş.
Bu tek başına merak sebebi.
Yanına da Sam Rockwell, Juno Temple ve Zazie Beetz gibi sevdiğim isimleri de almış.
Ton olarak kara mizah ile gerilim arasında gidip gelen, türler arası bir film olması bekleniyor.
Kesin İzlerim.

45.İstanbul Film Festivali: Bu Listeye Bakmadan Bilet Alma
Ödüllü ve Festivallerden Gelen Filmler
Burada daha az “hype”, daha çok sağlam sinema var.
Kuşatma Kayıtları (Chronicles from the Siege) – Abdallah Al-Khatib
Savaş ve kuşatma altındaki bir coğrafyada, gündelik hayatın nasıl devam ettiğini içeriden gözlemleyen bir ilk film. Berlin’de ödül aldı.
Tutun Bana (Hold Onto Me) – Myrsini Aristidou
İnsanlar arası bağlara ve kırılgan ilişkilere odaklanan, duygusal yoğunluğu yüksek bir hikâye. Sundance’te izleyici ödülü kazandı.
Pompei: Bulutların Altında – Gianfranco Rosi
Pompei’nin bugünü ile geçmişi arasında dolaşan, mekân üzerinden tarih okuması yapan bir belgesel.
Bekçilerin Çığlığı (The Fence) – Claire Denis
Claire Denis varsa, zaten kolay film değildir.
Ama genelde buna değiyor.
Sınırlar, kontrol ve insan doğası üzerine kurulu, sert ve politik bir anlatı.

45.İstanbul Film Festivali: Bu Listeye Bakmadan Bilet Alma
Belgeseller: Bu Sene Az ama Öz
Festivalin belgesel tarafı bu yıl özellikle güçlü; siyaset, kimlik ve kişisel hikâyeler öne çıkıyor.
Siham’dan Sonra (Life After Siham) – Namir Abdel Messeeh
Bir kaybın ardından geride kalanların hayatına odaklanan, kişisel ama politik bir anlatı.
Amerikalı Doktor (American Doctor) – Poh Si Teng
Bir doktorun hayatı üzerinden göç, etik ve kimlik meselelerini irdeleyen bir belgesel.
Hayatta Kalanlar (Who Is Still Alive) – Nicolas Wadimoff
Tarihsel travmaların bugüne etkisini yaşayan tanıklıklar üzerinden anlatıyor.
Tasarım dili olarak Trier’in Dogville filmini anımsattı bana, sürpriz bir iş.
Nova ’78 – Aaron Brookner, Rodrigo Areias
Arşiv görüntüleri ve müzik üzerinden belirli bir dönemin kültürel hafızasını kuran bir iş.
Belgeselde; Patti Smith, Frank Zappa, Allen Ginsberg, Laurie Anderson, Philip Glass, John Cage ve Timothy Leary gibi dönemin avangart ve yer altı kültürünün dev isimlerinin performansları, panel tartışmaları ve kulis arkası anları yer alıyor.
Muhtemelen İzlerim

45.İstanbul Film Festivali: Bu Listeye Bakmadan Bilet Alma
Keşif Alanı: Festivalin Asıl Ruhu Burada
Burası tamamen sezgi işi. Ama genelde en iyi sürprizler buradan çıkar. Geçen yıl izlediğim The Blue Trail benim için öyleydi. 45.İstanbul Film Festivali’de sürprizli olacaktır.
Ayşa Uçup Gidemiyor – Morad Mostafa
Sıkışmışlık hissi yaşayan bir karakterin kaçış arzusunu merkeze alan bir hikâye.
Başrolün Batman? kostümü ile göründüğü posteri ilk anda dikkatimi çekmişti.
Kara Yılan – Aurélien Vernhes-Lermusiaux
Doğa, yalnızlık ve insanın iç dünyası arasında kurulan alegorik bir anlatı.
Kolombiya’nın kurak Tatacoa çölünün içine dalıyor.
Göl Hikâyeleri – Sierra Falconer
Bir göl çevresinde kesişen hayatlar üzerinden ilerleyen parçalı bir anlatı.
Genç Ustalar Kategorisinde yarışan Sundance’te prömiyerini yapmış bağımsız bir film.
Masayume – Nao Yoshigai
Rüya ve gerçeklik arasında gidip gelen Zen öğretileri ile bezeli deneysel bir anlatı.
Japonya yapımı filmleri seven biri olarak radarımda. Nao Yoshigai kurgusundan, görüntü yönetmenliğine bütün filmin yönetimini tekeline almış.

45.İstanbul Film Festivali: Bu Listeye Bakmadan Bilet Alma
Klasikler: Sadece Film Değil, Deneyim.
Festivalin klasikler bölümü her zaman ayrı bir lig. 45.İstanbul Film Festivali için de İstanbul vurgusu ön plana çıkıyor.
Acı Hayat – Metin Erksan
Festivalin asıl yıldızı belki de bu film. Titizlikle festivali için restore edilen film 62 yıl sonra beyaz perdede seyirci karşısına çıkıyor. Sınıf ve aşk çatışmasını merkezine alan yerli klasik.
Battleship Potemkin – Sergey Ayzenştayn
Potemkin Zırhlısı adıyla da sıkça duyduğumuz yapım, devrim ve kolektif hareket üzerine sinema tarihinin en etkili anlatılarından biri. Üstelik bu kez Pop kültürünün imza gruplarından Pet Shop Boys müzikleri eşliğinde bir deneyimle sunuluyor.
Matador – Pedro Almodóvar
Tutku, suç ve saplantı üzerine Almodóvar’un erken dönem işi. Patriyarka ile kışkırtıcı bir yüzleşme sunuyor.
The Swimming Pool – Jacques Deray
Alain Delon, Romy Schneider ve Jane Birkin başrollerde. Kıskançlık ve arzunun yavaş yavaş yükseldiği bir gerilim.
Ashes and Diamonds – Andrzej Wajda
Polonya sinemasının temel filmlerinden ve Andrzej Wajda’nın kariyerinin zirvesi kabul edilen kült bir yapım. Savaş sonrası kimlik ve ideoloji çatışmasına odaklanıyor.
From Russia with Love – Terence Young
Festivalin de “Film Gibi Şehir” mottosuna uygun olarak seçkiye alınan ve büyük bir bölümü İstanbul’da geçen Rusya’dan Sevgilerle, en iyi Bond filmlerinden kabul ediliyor. Soğuk Savaş atmosferinde casusluk hikâyesi. Dönemin İstanbul’unu görmek için bile izlenebilir.
Tenten İstanbul’da – Jean-Jacques Vierne
Bir diğer “Film Gibi Şehir” filmi. Hem nostalji arayanlar hem de İstanbul’un eski görüntülerini sevenler için kaçırılmayacak bir “Dünden Bugüne Klasikler” seçkisi.

45.İstanbul Film Festivali: Bu Listeye Bakmadan Bilet Alma
Yerli Filmlerde Bu Sene
Kuru Taşın Başı – Yeşim Ustaoğlu
Yusufeli Barajı’nın suları altında kalan evlerini ve topraklarını terk etmek zorunda kalan halkın yaşadığı zorunlu sürgünü odağına alarak, toplumsal meseleler üzerinden bireysel hikâyeye odaklanan bir anlatı. Kesin İzlerim.
Günyüzü – Banu Sıvacı
Doğa ve insan ilişkisini merkeze alan, atmosfer odaklı bir film. Banu Sıvacı bu filmini “dünya üzerindeki tüm kız çocuklarına” adadığını belirtiyor.
Bir Arada Yalnız – Ali Vatansever
Oğullarının ölümcül hastalığıyla mücadele eden bir ailenin yaşadığı duygusal ve fiziksel sürecini odağına alan; modern şehir yaşamında yalnızlaşan bireylerin kesişen hikâyeleri.
Karanlıkta Islık Çalanlar – Pınar Yorgancıoğlu
Başrollerde Müfit Kayacan, Hülya Gülşen ve İnci Sefa Cingöz yer alıyor. Ekonomik/Toplumsal krizlerin ortasındaki bireysel yalnızlığı fantastik öğelerle harmanlıyor. Özgün anlatımıyla dikkat çeken yarışma filmlerinden.
Sultana – Ali Kemal Güven
Çilingir Sofrası ile kurduğu samimi ve karakter odaklı dünyayı genişleten bir hikâye. Kalabalık ve ünlü bir kadroya sahip. Yine ilişkiler ve kırılganlıklar üzerinden ilerlemesi bekleniyor.
Annem Hakkında – Soner Sert
Aile içi ilişkileri merkezine alan, geçmişle yüzleşme ve kuşak çatışması üzerine kurulu bir anlatı. Başrollerde Burak Dakak, Kadir Çermik ve Yurdaer Okur yer alıyor.
Aldığımız Nefes – Şeyhmus Altun
Yeni dönem yerli sinemanın dilini anlamak için iyi bir referans noktası; daha minimal ve gerçekçi bir hikâye anlatımıyla öne çıkıyor.

45.İstanbul Film Festivali: Bu Listeye Bakmadan Bilet Alma
NEREDE İZLEYECEKSİN?
Gösterimleri 5 yerde takip etmek mümkün;
- Atlas 1948 Sineması
- Beyoğlu Sineması
- Kadıköy Sineması
- Sinematek/Sinema Evi
- Paribu Cineverse Nautilus
Salon seçimi bile strateji bu arada.
Son Sözler ve Kapanış
Bu yılki festival programı şunu söylüyor:
ya çok iyi filmler izleyeceksin ya da çok iyi filmleri kaçıracaksın.
O yüzden bu listeyi bir “rehber” gibi değil,
bir “başlangıç noktası” gibi düşünmeni tavsiye ederim.
Gerisi yine festivalin klasik kuralına kalıyor:
en iyi filmi büyük ihtimalle planlamadığın bir seansta bulacaksın.
Festival Biletlerine ve Programa Buradan Ulaşabilirsin.
45.İstanbul Film Festivali’nde görüşmek üzere.