Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriSarı Zarflar: İdeallerin Çöküşü Üzerine Bir İlker Çatak Filmi

Sarı Zarflar: İdeallerin Çöküşü Üzerine Bir İlker Çatak Filmi

Yazar: Büşra Gül Ovalı
Sarı Zarflar: İdeallerin Çöküşü Üzerine Bir İlker Çatak Filmi

Sarı Zarflar: İdeallerin Çöküşü Üzerine Bir İlker Çatak Filmi

Bugün size, son zamanlarda sinemanın bize sunduğu en sarsıcı yapımlar arasında yerini almaya hazırlanan ve izlerken zihninizi bir hayli meşgul edecek o filmden bahsetmek istiyorum. Bu Cuma, 27 Mart’ta vizyona girecek olan; yıllar sonra Berlin’den Altın Ayı ile dönerek hepimizi gururlandıran o Türk-Alman ortak yapımından… Tabii ki Sarı Zarflar’dan.

İlker Çatak’ın yönettiği, 76. Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile dönen Sarı Zarflar, sadece politik bir krizin değil, o krizin bir ailenin içine nasıl sızdığının dehşet verici derecede soğukkanlı bir anatomisi. Derya (Özgü Namal) ve Aziz’in (Tansu Biçer) bir sarı zarfla tüm yaşamlarının, statülerinin ve güvencelerinin sıfırlanışını izlerken; aslında bir ülkenin entelektüel belleğinin nasıl adım adım silindiğine tanık oluyoruz.

Hikâye pek çok açıdan, her şeyiyle çok tanıdık. Barış Akademisyenleri, Boğaziçi Üniversitesi eylemleri, boykotlar, sansürler, hak arayışları… Her biri hem geçmişimizin hem de içinde yaşadığımız bugünün oldukça normalleşmiş birer parçası.

Sarı Zarflar filmi derya ve aziz karakterlerinin olduğu bir sahne

Sarı Zarflar: Derya (Özgü Namal) & Aziz (Tansu Biçer)

Sarı Zarflar’ın Konusu Ne?

Hikâyenin merkezinde, Ankara’da entelektüel bir yaşam süren tiyatro sanatçısı Derya ve üniversitede dramatik sanatlar profesörü olan eşi Aziz yer alıyor. Çiftin hayatı, politik bir tasfiye süreci sonucunda kapılarına bırakılan o malum sarı zarf ile bir gecede altüst oluyor. İşlerini, düzenlerini ve sosyal güvencelerini haksız yere kaybeden aile, ergenlik çağındaki kızları Ezgi ile birlikte mecburen İstanbul’a taşınmak zorunda kalıyor. Film, bu zorunlu göçün ardından ailenin içine düştüğü ekonomik darboğazı, bir türlü sonuca bağlanamayan bürokratik labirenti ve tüm bu dışsal yıkımın evliliklerinin temeline, birbirlerine duydukları güvene nasıl zarar verdiğini adım adım işliyor.

Ankara Rolünde Berlin; İstanbul Rolünde Hamburg

Sarı Zarflar’ı yılın en cüretkâr işi yapan şey, Çatak’ın bu hikâyeyi anlatırken başvurduğu o radikal mekânsal illüzyon. Hikâye kâğıt üzerinde Ankara ve İstanbul’da geçiyor; fakat Çatak kamerasını Türkiye’ye değil, Almanya’ya kuruyor. Ankara’nın o bürokratik, gri ve asık suratlı koridorlarını Berlin’in sokaklarında; İstanbul’un insanı yutan, tekinsiz ama kaotik sığınağını ise Hamburg’un dokusunda izliyoruz.

Film boyunca karakterler Türkiye’deymiş gibi davranıyor ama seyirci olarak attığımız her adımda bir yabancılık, bir eğretilik hissi yakamıza yapışıyor. İsimler hariç herhangi bir değişimin olmaması da bu hissi destekliyor. Ne para birimini değiştirme ne de şehri Türkiye’ye benzetme çabasına girilmemesi, bize sürekli bu şehirlerin rolünü hatırlatıyor.

Başlangıçta afallamanıza neden olan bu tercih, filmin ilerleyen dakikalarında muazzam bir psikolojik katmana dönüşüyor: Kendi ülkende yabancılaşmak. Çatak, Derya ve Aziz’in kendi vatanlarında birer ‘iç mülteciye’ dönüşme hâlini, mekânın kendisini yabancılaştırarak iliklerimize kadar hissettiriyor. Ev dediğimiz yerin, aslında hiç tanımadığımız bir coğrafyaya dönüşmesinin sinematografik karşılığı tam olarak bu. Travmanın kendisi de hayatı bir simülasyon gibi yaşamamıza, etrafımızdaki her şeyin gerçekliğini yitirmesine neden olmaz mı? Dışarıdaki o yabancı ve tanımadığımız Almanya sokakları, aslında Derya ve Aziz’in iç dünyalarındaki kimsesizliğin ta kendisi.

Bu coğrafi tercih, beklendiği üzere küresel ve yerel eleştiri mekanizmalarında birbiriyle çatışan iki farklı yankı buldu. Kısaca bunlardan da bahsetmek isterim. Global yorumlarda, filmin bu mekânsal soyutlamasının büyük bir övgüyle kucaklandığını söyleyebiliriz. Yabancı eleştirmenler sokakların sterilize edilmesinin ve o belirgin coğrafi yalıtılmışlığın, otoriterleşen sistemlerin o buz gibi, tek tipçi ve insanı ezen evrensel yüzünü kusursuzca yansıttığını belirtirken; Türkiye’deki sinema çevrelerinde ise durum daha kutuplu.

Bir kesim, bu coğrafi nakli inandırıcılıktan uzak bularak, Türkiye’nin o terleyen, sıkışmış, kendine has sosyolojik dokusunun Avrupa’nın pürüzsüz sokaklarında kaybolduğunu iddia etti. Fakat ben bu uyumsuzluğun tam da hedeflenen o tekinsiz duygu olduğuna, karakterlerin köklerinden koparılma hâlini kusursuzlaştırdığına inanıyorum.

Sarı Zarflar filmi Ezgi (Leyla Smyrna Cabas) & Babaanne (İpek Bilgin) karakterlerinin olduğu yemek masası sahnesi

Sarı Zarflar: Ezgi (Leyla Smyrna Cabas) & Babaanne (İpek Bilgin)

Filmin adını taşıyan o zarflar, basit bir posta gönderisinden çok daha fazlasını, otoritenin sıradanlaştırılmış şiddetini simgeliyor. İktidar, bireyleri yok etmek için fiziksel bir güce ihtiyaç duymuyor; elinize tutuşturulan bir kâğıt parçası, on yılların emeğini, akademik kariyerleri ve sanatsal birikimi tek kalemde silip atmaya yetiyor. Çatak, kötülüğün bu banal ve evraklar ardına saklanmış yüzünü gösterirken, izleyiciyi adeta Kafkaesk bir labirentin içine çekiyor. O zarf açıldıktan sonra karakterlerin girdiği hak arama mücadelesinde, çaresizlik ve belirsizlik yavaş yavaş etrafımızı sarıyor. Devletin o görünmez ama her yeri saran devasa gövdesi ailenin üzerine çöktükçe klostrofobi hissi sadece karakterleri değil, bizi de esir alıyor.

Sarı Zarflar Karakterleri: Derya, Aziz ve Bürokrasinin Soğuk Yüzü

Hikâyenin bir diğer sessiz mağduru ise çiftin genç kızları Ezgi. Leyla Cabas’ın incelikle hayat verdiği bu karakter, anne ve babasının yıkılan dünyasının enkazı altında kendi ergenliğini ve geleceğini arayan bir figür. Ezgi üzerinden, nesiller arası aktarılan travmanın ve çalınan bir gençliğin yasını tutuyoruz. Ailesinin düştüğü o büyük boşlukta onlara hem bir ayna tutuyor hem de kendi sessiz isyanını büyütüyor. Onun perdedeki varlığı, Derya ve Aziz’in çöküşünü izlerken duyduğumuz sızıyı katlayarak, politik kararların sadece bugünü değil, yarını da nasıl ipotek altına aldığını acımasızca yüzümüze vuruyor.

Sarı Zarflar filmi derya ve aziz karakterlerinin olduğu bir sahne

Sarı Zarflar: Derya (Özgü Namal) & Aziz (Tansu Biçer)

Özgü Namal ve Tansu Biçer’in performanslarına ayrı bir parantez açmak şart. İkili, o bürokratik şiddetin yarattığı tahribatı büyük tiratlarla değil; yutkunmalarla, düştükleri ikilemlere verdikleri cevaplarla ve tahammülsüzlüklerle veriyor. Yönetmen karakterlerini kahramanlaştırmıyor, direnişlerini romantize etmiyor. İdealleriyle pratik zorunluluklar arasında sıkışan bir ailenin, o gri alanda verdikleri hayatta kalma savaşının ne kadar çirkinleşebileceğini, sevgiyi ve saygıyı nasıl aşındırabileceğini tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor.

Uzun lafın kısası; Sarı Zarflar sistemin mekanik yüzüyle çarpışan bir ailenin sessiz kırılma anlarını, ustalıkla kurgulanmış bir mekânsal boşluğun içinden anlatıyor. İlker Çatak, sahte bir mutlu son veya kolay bir özdeşleşme alanı sunmayı reddedip, izleyiciyi o yabancılaşmış, tuhaf ama bir o kadar da tanıdık sokaklarda adaletin ve aidiyetin anlamıyla baş başa bırakıyor.

Sarı Zarflar, yöneltilen tüm eleştirilere rağmen tekniğini oldukça beğendiğim; yer yer bazı itirazlara hak versem de bu durumun filmin bütününde göze batmadığı bir yapım oldu. Karşılıklı olarak birbirini yükselten iki oyuncu, hikâyenin eksik parçaları olsa da asıl anlatmak istenen meselenin yankılarından kopmayan, dağılmayan bir seyir deneyimi sunuyor. Vicdan, etik ve duruş üzerine kafanızı kurcalayan sorularınız varsa, bu film empati sınırlarınızı zorlamak ve düşünmek için size yepyeni bir alan açıyor. En azından benim içimdeki o etik canavarına, “Bu durumda ben ne yapardım?” sorusunu vererek zihnimi çoktan meşgul etmeye başladı bile.

İlker Çatak’ın yıllar sonra Altın Ayı’yı getiren bu sarsıcı yapımını kesinlikle sinemada izlemenizi öneriyor; filmden sonra yorumlarınızı Ekranom uygulamamız üzerinden bizimle paylaşmanızı bekliyoruz. Tekrar görüşmek üzere, şimdiden iyi seyirler!

Sarı Zarflar: İdeallerin Çöküşü Üzerine Bir İlker Çatak Filmi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...