Aldığımız Nefes: Bir Felaket Aileyi Paramparça Ederse
Bazı insanlar vardır; yaşadığı yerden çekip giderler. Ama bazı insanlar vardır; olacaklara rağmen gidecek hiçbir yerleri olmaz ve kalmak zorunda kalırlar. Birazdan bahsedeceğim yazımda, fabrikada çıkan bir yangına ve yangının giderek yayılmasına rağmen çekip gidemeyen bir aileyi anlatacağım.
Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan Aldığımız Nefes, Şeyhmus Altun’un ilk uzun metrajlı filmi. Toronto Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinden sonra önce Antalya Film Festivali’nde – burada Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü’nü aldı -ardından Ankara Film Festivali’nde- burada da Mahmut Tali Öngören En İyi İlk Film Ödülü’nü kazandı – daha sonra ise İstanbul Film Festivali’nde Yeni Bakışlar bölümünde yarıştı. Başrollerinde Defne Zeynep Enci, Hakan Karsak, Aras ve Deniz Kavak kardeşler, Rüzgar Usta ve Sacide Taşaner’in yer aldığı film; fabrikada yaşanan büyük bir patlamayla giderek altüst olan bir aileyi anlatıyor. İstanbul Film Festivali’ndeki yolculuğunun hemen ardından, geçtiğimiz cuma günü Chantier Films dağıtımıyla Jurnal Kolektif ve Punktur Pictures ortaklığıyla vizyona girdi.

Aldığımız Nefes: Bir Felaket Aileyi Paramparça Ederse
Giderek Yıkıma Giden Ailenin Hikayesi
Annelerinin yokluğunda çocukları ve anneannesiyle ilgilenmeye çalışan bir babanın çalıştığı fabrikada yangın çıkıyor. Bu yangın, fabrikadan yayılan zehirli gazların havaya karışmasına sebep oluyor. Sessiz ve sakin bir çocuk olan Eyüp ile küçük kız kardeşi Esma, ikiz kardeşleri Aras ve Deniz’le birlikte yaşayan babalarına, okulların tatil edildiği bu dönemde yardımcı oluyor. Ancak bu sırada yangın giderek büyüyor, ölümcül zehirli gazlar gitgide yaklaşıyor ama bu ailenin gidecek hiçbir yeri yok. Maddi ve manevi anlamda özgürlük sağlayabilecekleri bir yerleri de bulunmuyor.
Açıkçası sıfır beklentiyle girdiğim bu filmin senaryosunu oldukça ilginç ve başarılı buldum. Çünkü bu film, izlediğimiz klasik taşra hikâyelerine benzemiyor. Ayrıca ülkede korkunç boyutlara ulaşan felaketlerin insan hayatını nasıl tepeden tırnağa paramparça ettiğini gözler önüne seriyor. Zaten maddi açıdan giderek dağıldığına şahit olduğumuz bu ailenin, manevi açıdan da çözülüşüne tanık oluyoruz. Özellikle ilgisizliğin arttığını hisseden Esma’nın isyanı büyüdükçe, babanın evdeki tüm çocuklarla ilgilenmeye çalışırken yaşadığı çelişkiler de kaçınılmaz hâle geliyor. Filmin sonunu elbette söylemeyeceğim; bu yüzden filmi izlemenizi öneririm. Ancak filmin tek kusuru, finalinin beni biraz muallakta bırakması oldu. Final hakkında bir şey söylemeyeceğim; buna sizin karar vermeniz gerekiyor.

Aldığımız Nefes: Bir Felaket Aileyi Paramparça Ederse
Filmin Tekniği Neredeyse Kusursuz
Filmin görselliği ilk başta bana oldukça etkileyici geldi; hatta ilk sahnesiyle Son of Saul (László Nemes, 2015) filmini hatırlattı. Ancak zaman zaman gözüme batan bazı noktalar da oldu. Öncelikle pastoral görselliğinin çok da özgün bir tarafı yok. Çünkü son dönemlerde pastoral atmosferlerde çekilmiş oldukça fazla film izledik ve her pastoral manzaralı filmde “Yine aynı taşra hikâyesini mi izleyeceğiz?” diye düşünmeden edemiyorum. Fakat film, hayatları giderek karartan duman görüntüleriyle bu düşüncemi kırmayı başarıyor. Üstelik bu sahneler oldukça başarılı çekilmiş. 1.66:1 görüntü oranı ise bence film için oldukça doğru bir tercih olmuş.
Müzik ve ses kullanımını da açıkçası bu kadar başarılı beklemiyordum; hatta beklediğimden çok daha iyi buldum. Filmin müziklerindeki tekinsiz hava, hayatlara giderek sirayet eden karanlığı oldukça başarılı bir şekilde aktarıyor. Ses kullanımı da son derece başarılı ayarlanmış. Örneğin araba içindeyken dışarıdaki konuşmaları daha boğuk duymamız çok hoş bir detay olmuş. Bunun dışında ineklerin bağırışları ve oyuncuların ses tonları da oldukça yerinde kullanılmış. Kasetten gelen cızırtı sesleri ise hoş bir nostaljik ayrıntı olarak öne çıkıyor.
İkisinin Ortasında Kalan Oyunculuklar
Hakan Karsak, baba rolünde oldukça sağlam bir performans sergilemiş. Bir yandan işiyle ilgili mücadelesini, diğer yandan köyden gitme konusundaki direncini ve çocuklarıyla ilgilenme çabasını başarılı şekilde yansıtmış. Nine rolündeki Sacide Taşaner ise sevgisini her fırsatta gösteren ama aynı zamanda ölüme yakın olduğunu hissettiren bir karakteri canlandırıyor. Ancak nedense bu filmdeki performansına tam olarak ısınamadım. Bunun sebebi ise birincisi, kendisini çok fazla göremememiz; ikincisi ise karakterin tavırlarının, ruh hâlinin, mimiklerinin ve alt metinlerinin yeterince güçlü aktarılamamış olması. Tabii belki de ben tam anlamıyla anlayamamışımdır; ilk fırsatta filmi bir kez daha izleyeceğim.
Çocuk oyunculardan Rüzgar Usta, hemen her sahnede gördüğümüz sessizliği izleyiciye oldukça iyi yansıtmış. Defne Zeynep Enci de bence başarılı bir performans sergiliyor. Tıpkı Rüzgar Usta gibi sessiz ama içten içe büyüyen bir isyanı hissettiren bir oyunculuğa sahip.

Aldığımız Nefes: Bir Felaket Aileyi Paramparça Ederse
Son Yorum
Uzun lafın kısası Aldığımız Nefes, sıfır beklentiyle girdiğim ama oldukça olumlu ayrıldığım bir film oldu. Giderek büyüyen bir yangının, önce işi sonra da aileyi nasıl darmadağın ettiğini oldukça etkileyici biçimde anlatıyor. Bir ilk film olarak beni şaşırtmayı başardı.
Kadıköy Sineması’ndaki yönetmen katılımlı gösterime gelen insanların sayısı neredeyse yok denecek kadar azdı. Bu yüzden, film salonlardan kalkmadan önce bu filme bir şans vermenizi tavsiye ediyorum.
Puan: 7/10