28. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali ile Kadınların Dünyasına Yolculuk
Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali‘nin 28.’si, bu yıl izleyicilere zengin bir program sunuyor. Festival kapsamında 29 ülkeden 26’sı uzun, beşi orta ve on üçü kısa metrajlı olmak üzere toplam 44 film, sekiz gün boyunca sinemaseverlerle buluşacak. Bu seçkin filmler, kadınların güçlü ve benzersiz hikâyelerini yedi farklı tematik bölümde ele alıyor: Olay Yeri: Aile, Oyunbozanlar, Hafızanın Direnişi, Pembesiz Mavisiz, Yakın Plan, Kısa Olmazsa Olmaz ve Her Biri Ayrı Renk.
Tematik Seçkilerde Kadın Hikâyeleri
Olay Yeri: Aile: Bu seçki, kadınların aile içindeki rollerine, dinamiklerine ve mücadelelerine odaklanıyor. Seçkide yer alan “Castillo“, “Paternal Leave“, “Gülizar” ve “Vermiglio” gibi filmler, annelik deneyimi, babalık rolleriyle yüzleşme ve aile içindeki rollerin paylaşımına kadın yönetmenlerin kamerasından çok yönlü bir bakış sunuyor.
“Castillo”, bir annenin geçmiş sırları ve intikam arayışıyla aile bağlarının nasıl sınandığını çarpıcı bir şekilde gösteriyor.
“Gülizar”, cinsel saldırı sonrası bir kadının yaşadığı travmayı ve sessiz direnişini etkileyici bir dille ele alıyor.
“Paternal Leave”, hiç tanımadığı babasıyla karşılaşan bir gencin gözünden aile olmanın karmaşıklıklarını ve geçmişle yüzleşmeyi inceliyor.
İkinci Dünya Savaşı atmosferinde geçen “Vermiglio” filmi ise kırsal bir ailenin zorlu yaşam koşulları içinde kadınların yaşadığı kayıplara ve güçlü duruşlarına odaklanıyor.
Oyunbozanlar: Kalıpları yıkan, sınırları aşan ve kendi kurallarını yeniden yazan sıra dışı kadınların hikâyeleri bu seçkide bir araya geliyor.
Ceylan Özgün Özçelik’in “Hiçbir Şey Normal Değil” filmi, bir zamanların “çevre dostu” oteli Naturland’ın absürt ve tartışmalı geçmişini belgesel ve kurmaca arasında gidip gelerek gözler önüne seriyor.
Lucile Hadzihalilovic’in “The Ice Tower” filmi, gerçeklik, masal ve karanlık fantezilerin iç içe geçtiği psikolojik bir gerilim sunuyor.
Japon gazeteci Shiori Ito’nun tecavüz mağduru olarak verdiği beş yıllık mücadeleyi cesurca aktaran “Black Box Diaries” belgeseli, toplumsal sessizliği bozan ve #MeToo hareketine öncülük eden bir kadının hak arayışını çarpıcı bir şekilde yansıtıyor. Bu seçki, ezber bozan kadınların cesaretini ve özgünlüğünü kutluyor.
Hafızanın Direnişi: Toplumsal bellekte silinmeye yüz tutmuş hikâyeleri bugüne taşıyan kadınların benzersiz öyküleri, bu seçkide belleğin bireysel ve kolektif yüzleri aracılığıyla seyirciyle buluşuyor. Berivan Saruhan’dan “Star On The Border” ve Farahnaz Sharifi’den “My Stolen Planet” gibi filmler bu seçkide yer alıyor. Mediha Güzelgün’den “Üçüncü Gurbet” ve Aylin Kuryel ile Raşel Meseri’nin “Şehir ve Mesih” filmleri, aidiyet duygusu ile geçmişin yükünü birlikte taşıyan göç, kimlik ve hafıza üçgenindeki hikâyelere odaklanıyor. Seçkide yer alan filmlerden Martina Priessner’in “The Moelln Letters” filmi ise Almanya’da 1992 yılında gerçekleşen ırkçı Mölln saldırısının ardından yazılan mektuplardan yola çıkarak kolektif hafızayı perdeye taşıyor. “The Moelln Letters” filmi, 2025 Berlin Film Festivali (Berlinale 2025) Uluslararası Af Örgütü Film Ödülü’ne ve Panorama İzleyici Özel Ödülü’ne layık görüldü.
Pembesiz Mavisiz: Toplumsal cinsiyet, kimlik ve ötekileştirme temalarını ele alan Pembesiz Mavisiz seçkisi, güçlü ve sarsıcı anlatımlara ev sahipliği yapıyor. Joy Gharoro-Akpojotor’un “Dreamers“ı, Melisa Kenanoğlu’ndan “Hatırladıkların” ve Čejen Černić Čanak’dan “Sandbag Dam” gibi filmler bu seçkide öne çıkanlar arasında yer alıyor.
Yakın Plan: Kadrajın daha da yaklaştığı bu seçkide, Türkiye’den kadın sinemacıların belgesel, kısa ve orta metrajlı yapımları seyirciyle buluşuyor. Yakın Plan, kamerayı kadınların bakışından dünyaya çeviren, küçük gibi görünen ancak büyük sözler söyleyen hikâyeleri görünür kılıyor. Seçkide Eylem Şen’den “Arkadaşım Pınar“, Nesime Karateke’den “Seva“, Gül Abus Semerci’den “Ceyar’ı Kim Öldürdü?“, Nimet Gatar’dan “Gotubejin” ve Ceylan Özgün Özçelik’den “On Saniye” filmleri perdeye taşınıyor. Nazan Haydari, Özden Çankaya ve Cem Hakverdi’nin “Biz Radyoyu Çok Sevdik” filmi ise 1990’larda kadınların kurduğu alternatif bir radyo ağı olan Radyo Feminist’in hikâyesi üzerinden, medyada kadın temsilini, feminist yayıncılığı ve söz hakkı mücadelesini beyazperdeye taşıyor.
Kısa Olmazsa Olmaz: Sınırlı süreyle sınırsız etkiler yaratan kısa filmlerin bir araya geldiği bu seçki, Türkiye’den yükselen yeni kadın sinemacıların cesur, deneysel ve sorgulayıcı anlatılarını sunuyor. Kadınların yaşam hakkı mücadelesine bir selam niteliğinde olan Esra Yıldız’ın yönetmenliğini üstlendiği “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!” filmi bu seçkide yer alıyor. Film, İstanbul Sözleşmesi’nin neden hayati olduğunu, gerçek hikâyeler ve simgesel görsellerle sade ancak çarpıcı bir biçimde aktarıyor. Seçkide yer alan Umut Şilan Oğurlu’dan “Dilan Hakkında Konuşmalıyız” filmi kadın olmanın görmezden gelinen yükünü su yüzüne çıkarırken, Ece Dizdar’ın “Mükemmel” filmi ise kadınlara dayatılan ‘kusursuzluk’ mitini hicivle ele alıyor. Ayrıca bu seçkide Tuvana Simin Günay’dan “Dank”, Cansu Baydar’dan “Neredeyse Kesinlikle Yanlış“, Oben Yılmaz’dan “Günaydın Anne”, Ecre Begüm Bayrak’tan “Kurtlar” ve Sema Güler’den “Kabuk” filmleri yer alıyor.
Festivalin Büyük Ödülü: FIPRESCI Ödülü
28. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali‘nin en prestijli ödüllerinden biri olan FIPRESCI (Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu) Ödülü, sinema dünyasının en dikkat çeken yapımlarını ve güçlü anlatılarını taçlandırıyor. Bu yıl Her Biri Ayrı Renk bölümünde yarışan filmler, uluslararası alanda tanınmış film eleştirmenlerinden oluşan FIPRESCI jürisi tarafından değerlendirilecek.
FIPRESCI jürisi, kadınların gözünden anlatılan güçlü ve yenilikçi hikâyeleri, yaratıcı sinema dili ve özgün bakış açılarıyla öne çıkan yapımları inceleyecek. Bu yılın jürisi, dünya sinemasına farklı kültürlerden bakış açısı getiren üç deneyimli eleştirmeni bir araya getiriyor: Berlin Film Festivali ve Avrupa Film Ödülleri’nde jüri üyeliği yapmış deneyimli bir sinema eleştirmeni olan Almanya’dan Bettina Hirsch; Latin Amerika sinemasını yakından takip eden, uluslararası festivallerde görev almış bir film eleştirmeni olan Meksika’dan Adriana Fernandez ve Türk sinemasını küresel bir perspektiften değerlendiren ve FIPRESCI’nin tanınan isimlerinden biri olan Türkiye’den Senem Erdine.
28. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali ile Kadınların Dünyasına Yolculuk