Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleri Uncoupled: Drag Queen Brooklyn’de

Uncoupled: Drag Queen Brooklyn’de

Yazar: Furkan Aslan

Uncoupled: Drag Queen Brooklyn’de

Herkese merhaba. Bolca şans. Yazımın konusu, yakın tarihte Netflix’te yayınlanan 8 bölümlük Uncoupled dizisi. Çerez kategorisine dahil edebileceğimiz bir iş. Bölümlerinin süresi 25 dakika civarında. İzlemesi keyifli ama keyif kısmı kim olduğunuza göre değişkenlik gösterebilir.

Dizinin yönetmenliğini, Bad Dreams ve Thereesome’dan bildiğimiz Andrew Fleming yapıyor. Senaryo ekibindeyse Jeffrey Richman ve Darren Star yer alıyor.

İncelemeyi genel plandan başlayarak, bazı kısımları detaylandırarak anlatacağım.

Dizi benim için de farklı alanda. Sovyet sinemasının dağlarında Tarkovski ile votkamı yudumluyorken, Hollywood’un felsefe taşı Spielberg ile Tom Hanks’i ikna ile meşgulken kendimi daha enteresan bir işi seyrederken buldum.

Cinsiyetçi, eşcinsel bireylere karşı orta çağ meşalesi taşıyan insanların bu diziden uzak durmasını tavsiye ediyorum. Sonra beni çarmıha germeyin ya da cadı kazanının altını yakmayın.

Künyesinde drama komedi yazıyor ama drama bu diziye Fransız kalır. Ben komedi olarak değerlendiriyorum. Dizimizin başrolünde Michael karakterini ustalıkla oynayan Neil Patrick Harris var. How I Met Your Mother dizinde Barney karakteriyle hatırlarsınız. Veyahut Matrix Resurrections’ın The Analyst’iydi.

Michael eşcinseldir. 17 senedir sevgilisi olan Colin ile aynı evi paylaşmaktadırlar. Biz Michael’in hayatına, aşık olduğu adamın 50. yaş günü için hazırladığı partinin telaşıyla tanıklık etmeye başlıyoruz.

Michael partiyi istediği kusursuzluğa yakın biçimde gerçekleştirir. Ancak hesaplayamadığı bir gelişme olur. Colin kendi yaş gününde, Michael’a ayrılmak istediğini söyler ve onu terk eder.

Michael için biten şey sadece bir ilişki değildir. 17 senelik bir düzen, bir hayat biçimi ve zaman içinde evrilen kişisel özellikler. Kısaca biten şey Michael’in ömrünün üçte birinin yok sayılmasıdır. İlişkisinin bittiğini kabul etmez. Colin’i sıkıştırır ve ertesi gün Colin, Micheal’ın baskılarından biraz olsun kurtulmak için ilişki terapistinden randevu alır. Seans boyunca Michael konuşur. Colin’i konuşturmaz, dediklerine kulağını kapatmıştır.

Üç dört bölüm, Michael’in yeni dünyada tek başına olduğunu kabul etmesiyle ilerler. Alışık olduğu hayat döngüsü değişmiştir. Geylerin, 1800’lerde New York’ta at üstünde gezinen bir siyahi olarak görüldüğü dönemde kendini keşfettiği için bu dönemde her şeyin free style ve insanların cinsel tercihlerini açıkça söyleyerek yaşadığı zamana sıçrayışı biraz garipser.

Michael, Brooklyn’de emlak danışmanlığı yapmaktadır. En yakınında olan ve aynı zamanda iş ortağı Suzanne ile çalışırlar. Suzanne heteroseksüel libidosu yüksek bir kadındır. Değişen zamana hızla adapte olabilen orta yaşlılardan.
Bir süre sonra arkadaşlarının başka birileriyle denemelisin dayatmalarına dayanamaz. Sıradan, bir gecelik, no name biriyle olmaktansa romantiklik düzeyi olan duygusal bir istekte hissedebileceği bir partner bulmayı ister. Günün sonunda arkadaşlarının isteği olur, Michael, telefonuna sosyal bir tanışma uygulaması indirir. Bu uygulamada istediği romantikliği bulamaz. Doctor Who’nun zamanda iki yüz sene sonrasına gittiği bir serüveninden farksızdır sosyal ağdaki deneyimi. Suzanne ile emlak danışmanlığını yaptıkları İtalyan bir adam vardır. Suzanne, İtalyan’a Trump’ın açık propagandasından daha net asılır ama istediğini alamaz. İstediğini alan biri vardır. O da Michael. İtalyan adamın ilgisini üzerine çekip, geceyi beraber geçirirler.

Beklenmedik bu sürpriz üzerine Michael, Colin ile ilişkilerinin bittiğini kabullenmeye başlar. Sadece eskisi kadar içe kapalı değildir. Aklı yine Colin’dedir.

Arkadaşı Billy’nin partisine Suzanne ile katılırlar. Billy’nin yanında yeni tanıştığı gey çifte beş dakika sonra Colin’i anlatmaya başlar. Partide gittikleri terapist, kadın tiplemesiyle sahne almaktadır. Michael onu tanır. Yanına gittiğinde terapistten sert tepki alır. Artık başkalarını suçlamaktan vazgeçmesi gerektiğini söyler.

Michael terapistin bu dediğini pek umursamaz. Zaman ilerler, sahalara dönme vakti diyerek çapkınlık mesaisine başlar. Ancak hedef kitlesi kendinden küçüklerdir. Çapkınlık olarak adım attığı yolda kuşak çatışmasıyla baş başa kalır. Geyler için Yeni Dünya’nın sinopsisini okur…

Kondom kırmızı çizgisidir. Yeni kuşakla anlaşmakta zorlandığı en temel unsur budur aslında. Flört deyimi onun için Kentucky senatörlerinden farkızdır. Yaşadığı birkaç deneyime rağmen aklı hala Colin’dedir. Bu durum kontrol edilemez bir öfke ortaya çıkarır.

Babası, kendi dermatoloğuyla Michael için bir date ayarlar. Karşısında kendisi gibi anti flörtçü, Pandora’nın kutusundaki ilişki kılavuzuna göre ilişkiye yön veren bir asilzade vardır. Devamı mı? İlerleyen zamanda dermatolog mesleki deformasyonunu fazla saklayamaz. Michael’ın kalçalarına botoks iğnesi yapmayı teklif eder. Evet. İzlerken ben de senin okuduğunda verdiğin tepkiyi verdim…

Bu tekliften sonra Michael olay yerini terk eder. Yine maskeli süvarileri Billy ve Stanley ile buz pistine gider. Orada Luke adında bir adamla daha tanışır. Luke ona beş günlük Colin hissi verir. Mutfakta gaz çıkardığında Michael aydınlanır. Ve ilişkiyi bitirir. Gaz çıkarmak sadece gaz çıkarmak değildir der Sir Michael.

Birini unutmanın en iyi yolu başka biridir klişesine nazire ederek geçiyor bölümler. Başarabiliyor mu? Bunu izleyerek göreceksiniz.

Diğer yazılarımı okuduğunuz için bu yazı size abes gelebilir. Benim için de öyle. Sinematografik evreni hakkında söyleyeceklerim kısıtlı olduğu için hikâye tanımlamasını uzun tuttum. Klasik bir anlatım biçimi var. Senaryoda yazan neyse yönetmen onu kaydetmiş. Bir yönetmen için kaydetmek kelimesini kullanacağımı zannetmezdim. Konu ne kadar ilginç ise çekim tekniği o kadar sade. Kurgu olarak bir esprisi yok. Kitaptaki en eski numarayla çekilmiş bir dizi. O sebeple yazıma çerezlik diye başladım. İzlerken sizi sıkmaz. Tekrarlıyorum, eşcinsel bireylerle aranızda mesafe varsa seyretmeyin.

Kişisel bir yorumda bulunmak istiyorum. Nü ile çıplaklık arasında sadece sanatçının görebildiğini ince bir çizgi vardır. O çizgi eserinizi ya bir sanata dönüştürür, insan formu üzerinden verilen mesajdır denilerek saygı duyulur. Ya da porno diye anılır. Uncoupled dizisi özelinde ise nezdimce ibre çıplaklığa dönmüş. Beni rahatsız etmedi çünkü yönetmenin ve ekibin sanat yapıyoruz diye bir kaygıları olduğunu zannetmiyorum. Anlatmak istedikleri bir konu var. Gece haber bülteni çekermişçesine konuya odaklılar. Bazı çıplaklık sahnelerini uzun tutmaları ve detaylandırmalarını aşırı gereksiz buldum. Sinemada nü dramatik unsurlarda kullanılır ve etkili olur. Kendi içinde kompozisyon barındırır. Dizide bu dramatik veya kompozisyon oluşturmak için kullanılmıyor. Özellikle son bölümde evlenen gey çiftlerden birinin Katolik Hristiyan diğerinin ise Yahudi olması, nereye mesaj verdiklerini açıkça belli ediyor.

Genel değerlendirme puanım on üzerinden beş. Başka yazımda görüşmek dileğiyle, kendinize dikkat edin. Şansınız bol olsun.

Uncoupled: Drag Queen Brooklyn’de

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap