Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleri Twenty Five Twenty One: Her Başarının Arkasında Bir Motivasyon Kaynağı Vardır

Twenty Five Twenty One: Her Başarının Arkasında Bir Motivasyon Kaynağı Vardır

Yazar: Eslem Saraçoğlu

Twenty Five Twenty One: Her Başarının Arkasında Bir Motivasyon Kaynağı Vardır

Prömiyeri 12 Şubat 2022’de yapılan Twenty-Five Twenty-One, cumartesi ve pazar günleri Güney Kore televizyon ağı tvN’de seyirciyle buluştu. Netflix’te ise 3 Nisan 2022’de yayınlanan dizi her alana yayılan geriye dönüş konseptine ayak uydurarak seyirciyi 90’lar Güney Kore’sine götürüyor. K-drama severlerin alıştığı Seul görüntülerinin yerini alan bu nostaljik esintiler insanı ister istemez heyecanlandırıyor. Hayallerinin peşinden pes etmeden devam eden genç eskrimci Na Hee-Do ve onun tutkuları, hayata bakış açısı, ilhamı ile dolu olan dizide birden çok gencin hayat hikayesine tanık olmak mümkün. 1997 Asya Mali Krizi (IMF Krizi) Güney Kore’de etkisini gösterirken genç kesimin bundan ne kadar etkilendiğini gözler önüne sermişler. 90’lardan bugüne teknolojinin hızı büyük bir yol katetti. Bugün alışık olduğumuz hayat standartlarından eski imkansızlıklara bakmak bence güzel bir farkındalık oluşturuyor. Buradan bakınca bir insanın başka bir insanla telefonda konuşması bile ne kadar uğraştırıcı gözüküyor değil mi? Halbuki bir zamanlar bizde bütün dünya gibi bu geçiş sürecini yaşamıştık. Bize bizi hatırlatan çok samimi bir dizi olmuş.

70 ile 90 dakika arasında toplam 16 bölümden oluşan dizi diğer k-dramalara göre daha uzun tutulmuş diyebiliriz. Eylül 2021’de başlanan çekimler pandemi nedeniyle zaman zaman durdurulmuş olsa da dizi iç uyumundan bir şey kaybetmemiş. Jung Ji-hyun tarafından yönetilen dizinin yıldızları ise şöyle; Kim Tae-ri (Na Hee-Do), Nam Joo-hyuk (Baek Yi-jin), Bona (Ko Yu-rim), Choi Hyun-wook (Moon Ji-woong) ve Lee Joo-myung (Ji Seung-wan). Nam Joo-hyuk daha önce yine spor temalı bir dizi olan Weightlifting Fairy Kim Bok-joo dizisinde yer almıştı. Oyunculuğu gelişirken kariyeri de son zamanlarda hızla yükselişe geçiyor diyebiliriz.

Dizinin eski-yeni dengesi çok iyi ayarlanmış. Introda yoğun vhs efektleri, 90’lar title modelleri yer alırken dizinin kendisinde görüntü anlamında bu kadar nostaljik değil. Dizi için oluşturulan şehir düzeni, arabalar, teknolojik aletler, kıyafetler ile 90’lar başarılı yansıtılmış. Bu sanatsal kısmın dışında görüntü kalitesi son derece yüksek tutulmuş. Çekim açıları, renkler, ses diziye sizi çekiyor. Yani introyu görüp ben eski yapımları izleyemiyorum demeyin, içerikte görüntü seviyesi bambaşka bir boyutta. Bu arada bence introda çok güzel olmuş.

Dizinin en başarılı sahnesi bence 6. bölümün son dakikalarıydı. 1999 Asya Oyunları kadınlar eskrim finalinde açılar, çekim teknikleri, ses ve kurgu mükemmele yakındı. Tam olarak hayal ettiğim gibi bir sahne olmuş. Hırs, azim, istek, stres, kaygı, heyecan gibi bir sürü duyguyu sporcularla beraber hissediyorsunuz. Madrid final sahnesinde ki son sayı mücadelesi de yine başarılı bir sahneydi.

Dizideki eskiye göndermeler bence çok tatlıydı. Uçaklarda sigara kullanımının yasaklandığı an bence çoğu izleyiciyi şaşırtmıştır. Çağrı cihazının tam olarak nasıl çalıştığını henüz çözebilmiş değilim. Eski bir teknoloji olmasına rağmen sanki günümüz teknolojisinden daha karmaşık bir yapısı var gibiydi.

Kurumsal hayatta var olabilmek için inandığımız değerleri hiçe saymak zorunda kalabiliyor ve sıradanlaşabiliyoruz. Halbuki yanlış olduğunu düşündüğümüz tüm bu eylemleri yapmak bireyin kendi benliği ile bir çatışma içerisine girmesine neden oluyor ve ince düşüncelere karşı daha mesafeli hale gelebiliyoruz. İşte yetişkinliğe geçiş dediğimiz şey bu değer kayıplarıyla gerçekleşiyor. Peki ya her şeyin doğru yapıldığı bir yer olsaydı? O zaman yetişkin olmak nasıl bir fark ortaya çıkarırdı? Yanlışa yanlış doğruya doğru diyebildiğimizde bence herkes kendini gerçekleştirebilecektir. Böyle bir yer var mı bilinmez. Baeh Yi-Jin’in lise mezunu bir çalışan olduğu için haklı olduğu halde üstündeki kişiden özür dilemek zorunda kalması tam olarak bu olayı betimlemiş. Özür dilemediğinde mesleğini kaybedeceğini bildiğinde inandığı gerçeğin üstünü basmayı seçiyor insan. Tabii bunu yapmayan nice insan var ama insanların genelini yansıtan güzel bir ayrıntı olmuş. İlerleyen bölümlerde dayakçı olarak bilinen lise öğretmenine karşı dürüst olmayı tercih eden bir öğrencinin emeklerini feda edişini görüyoruz. Dizi bir karaktere karar aldırırken geriye kalan seçeneği de bir diğer karakter ile seyirciye izletiyor.

İlk bölümden beri chatteki kişinin Baek Yi-jin çıkmasını bekledim. Ko Yurim olduğunu görünce şok oldum. Parktaki buluşmadan önce ben Ko Yurim’in kimle konuştuğunu bildiğini sanıyordum. Orada bir akıl karışıklığı oluşmuş. Biz chatteki kişiyi görürken sanki Ko Yurim’de Na Hee-Do’nun farkında gibi bir sahne vardı. Hatta konuştuğu kişinin farkındaysa şemsiyeyi biliyordur diye düşünmüştüm. Bilmiyor olması daha mantıklı olmuş. Yine de Na Hee-Do dertleşirken kendini bir şekilde belli etmiş olmalıydı. Gün içerisinde yaşadığı bir olayı anlattığında kim olduğunun ortaya çıkması hiç zor değildi.

Açıkçası dizi bana biraz uzun ve durağan geldi. Normalde bölümleri çok daha kısa sürede bitirmem gerekirken araya zaman koyarak izledim ama bırakmadım. Çünkü dizi tam bir hayat hikayesiydi. Her karakterin ilerlediği yol, verdiği kararlar o kadar tutarlıydı ki sanki gerçek bir hikâyeyi izliyor gibiydim. Benim için karakterlerin tutarlı olması çok önemli. Bu dizide onu çok güzel yakalamışlar. Hepsi bambaşka insanlar ve biz bu insanların yaklaşık on yıllık hayat hikayesine ortak oluyoruz. Sanki senarist gerçekten bir günlük bulmuş ve dizi çekmeye karar vermiş gibi bir senaryo! Dizide çok büyük olaylar yok, çok çarpıcı değil, sürükleyici değil ama buna rağmen o kadar doğal ve samimi ki beğenmemek mümkün değil. Sadece biraz daha kısa tutulmuş olsaydı herkesin izlemesi gerekenler listesinde üst sıralara geçebilirdi. Vaktim var ve güzel bir başarı öyküsü izlemek istiyorum derseniz hiç beklemeden başlayın derim.

Chat meselesinin haricinde gözüme çarpan tek bir hata oldu o da Baek Yi-Jin günlüğü okurken göz yaşının deftere damladığı sahneydi. Deftere karşıdan bakarken gözyaşı nasıl deftere damlayabilir ki…

 

Twenty Five Twenty One: Her Başarının Arkasında Bir Motivasyon Kaynağı Vardır

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap