Suçlular: Dayatılan Düşünceler (İKSV Özel)

Suçlular: Dayatılan Düşünceler (İKSV Özel)

Bu sene 40.’sı düzenlenen İKSV Ulusal Kısa Film Yarışması filmleri gösterime açıldı. 1. Sezon’da bizi bekleyen 7 adet kısa film bulunuyor. Sırasıyla Suçlular, Oğlago, Cengiz, Sürgünde Bir Yıl, Cemile, Mozaik ve Akıntı filmlerini inceleyeceğim.

İlk olarak inceleyeceğim Suçlular, daha önce Dondurma (2014) kısasını izlediğim Serhat Karaaslan tarafından yönetilmiş Türkiye, Fransa, Romanya ortak yapımı ve 20 dakika ile sezonun en uzun kısa filmi. Aynı zamanda bu sene Sundance Film Festivali Senaryo dalında Kısa Film Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldüğünü belirtmek isterim.
Film başladıktan sonra ses arka planda akarken görüntüde yazıların devam etmesi bana hep estetik gelmiştir, böylece film benim için gayet güzel başladı. Evli olmadıkları için aynı odayı paylaşamayan genç bir çiftin hikayesini izliyoruz. Başrolde Çukur dizisinde bir süre yer alan Lorin Merhart ve Aşk Ağlatır dizisindeki Çiçek karakteriyle tanınan Deniz Altan var. İlk dakikalarda filmde ağırlık Deniz Altan’da olacak diye düşünürken bir başka Çukur oyuncusu daha sahneye çıkıyor ve filmin havası bir anda tamamen değişiyor. Ercan Kesal figüran bile olsa ağırlığını hissettirecek kadar çok yer edinmiş seyircinin gözünde, en azından benim için öyle.

Yalanlar biriktikçe yapımların gerilim oranları da doğru orantılı olarak artıyor. Nazlı’nın annesine yurttayım demesiyle başlayan yalanlar silsilesi bizi otelde gergin sahnelerin beklediğinin sinyalini veriyordu adeta. Gece boyu ortada kalmamak için bir başka otele ayrı ayrı giriş yapma planı yapıyorlar ancak hesaba katılmayan değişkenler onları bekliyor.

Emre’nin otel odasında hiç güneş görmeyen banyoda capcanlı duran kaktüs gözümden kaçmadı, illa konması gerekiyorduysa en azından yaşam mücadelesi veren bir kaktüs konmalıydı.

Film 7. dakikada güvenlik kamerası görüntülerini vermeye başlıyor ve tamamen korku filmi moduna geçiliyor. Özellikle karanlıkta kayan asansör ışığı sahnesine hayran kaldım, sesle beraber çok iyi geçiş olmuş. Daha sonra Emre alt katta yürürken üst katta gölge gibi birisinin onu takip edermişçesine yürümesi çok başarılı bir açıdan yakalanmış. Sıfır diyalogla tehlike geliyorum diye bağırıyor, görsel yeterlilik kendini konuşturmuş.
İlerleyen dakikalarda ne yapacağı belli olmayan Aykut karakteriyle tanışıyoruz ancak bu karakter beklediğimiz tehlike için yetersiz kalıyor. Aslında çok basit bir müdahaleyi çok büyük bir gerilim gibi vermişler. Ya da biz gerilim denilince büyük olaylara çok alışmışız bilemiyorum.

“Acaba biz de alabilir miyiz kimlikleri?” repliği ile filmin havası yine değişiyor ve gerilimden uzaklaşıyoruz. Seyirciye duygu değişimleri çok kısa ve net verebilmişler. Bir mesaj verme amacı güdülmemiş gibi yaparak mesaj vermeyi de başarmışlar. Son sahnede Emre’nin gözü arkaya takılıyor kime takıldığını göremiyoruz emin olmamakla beraber, bu bakışta da verilmek istenen bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Kapanışta yine açılıştaki gibi mekân sesleri devam ederken yazılar akmış ve film açılışla kapanışın mükemmel uyumu ile sonlanmış. Başarılı çoğu kısa film gibi çok uçuk bir senaryoyu çekmektense oldukça sıradan bir olayı olduğundan çok daha abartılı hale getirip çekmişler. Başarılı bulduğum noktalara rağmen çok çarpıcı bir film olduğunu söyleyemeyeceğim.

Suçlular: Dayatılan Düşünceler (İKSV Özel)

Eslem Saraçoğlu’nun Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

0 0 Oylar
Oy Ver
Yazıya Abone Ol
Bildir
0 Yorum
Tüm Yorumları Göster