Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Lucid Dream: Rüyalarda Bulmak

Lucid Dream: Rüyalarda Bulmak

Yazar: Nilsu Çakıroğlu

Lucid Dream: Rüyalarda Bulmak

Lucid Dream, Kim Joon Sung’un yönettiği, başrollerinde Ko Soo (Choi Dae Ho) ve Sul Kyung Gu (Song Bang Sub) ‘nun yer aldığı 2017 yapımı Netflix orijinal filmidir. Türü bilim kurgu olan film 1 saat 41 dakika sürmektedir.

Filmi anlamlandırmak için ilk olarak kısaca “Lucid Dream” denen şeyden bahsedeyim. Türkçede kontrollü rüya, berrak rüya olarak bilinen bu rüya türü kişinin rüyayı gördüğü sırada bunun bilincinde olması anlamına gelmektedir. Bazılarınız bunu birkaç kez yaşamış bile olabilir. Ama filmde bunun daha profesyonelce ve bilinçli olarak yapıldığına tanıklık edeceğiz. Bu tarz filmler aslında bize pek de yabancı değil. Eğer öncesinde Inception ve Source Code filmlerini izlediyseniz film size biraz daha basit gelebilir.

Lucid Dream, kaybolan çocuğunu aramak için her türlü yola başvurmuş bir babanın son çare olarak lucid rüyalara başvurmasını anlatmaktadır.  Choi Dae Ho, oğluna fazlasıyla düşkün bir baba ve aynı zamanda Choi bir muhabir. Pek çok iş adamının foyasını ortaya çıkaran iyi ve sevilmeyen bir muhabir. Choi ve oğlu beraber vakit geçirmek için lunaparka gidiyorlar ve Choi, onu orda kaybediyor; fakat bu normal bir kayıp değil tabii ki. Peki bunu yapanlar kim ve neden yaptılar? Film bu soru üstüne gidiyor aslında. Baba Choi de pes etmeden bu soruların cevabını bulmak için çabalıyor. Şans eseri lucid rüyalar hakkında bir haber okuyan Choi, oğlunu bu şekilde bulabileceğine inanıyor ve bir psikiyatristin yardımıyla bu serüvene başlıyor.

Film boyunca Choi’nin çocuğunu bulmak için verdiği uğraşları görüyoruz. Hem polislerle hem de dedektiflerle çalışan Choi, gece gündüz demeden oğlunu düşünüp bir çıkar yol arıyor. Lucid rüya tekniğiyle oğlunu görmeye ve aramaya başlaması da ipuçlarını beraberinde getiriyor ve her gördüğü rüya onu oğluna biraz daha yaklaştırıyor. İpucu elde etmek için bu tekniğin kullanılması akıllara Source Code’u getiriyor. Filmde aynı zamanda ‘Inception’ esintisi var diyebilirim fakat Inception kadar karışık bir film değil. Anlaması daha kolay bir olay üzerine işlenmiş bir film. Fakat sonucu tahmin edebildiğim bir film olmadı. Bilim kurgu filmi olmasının yanında duygu yüklü sahneleri de olan film içinde dramı da barındırıyor diyebiliriz.

Choi bu süreçte yavaş yavaş ipuçlarını toplamaya çalışıyor ve hem polise hem de özel dedektife bu ipuçlarını veriyor. Rüyaların neticesinde çocuğun tam olarak nerde olduğunu bilen tek kişinin komada olduğu öğreniliyor. Sonrasında müşterek rüya denen şeyi öğrenen Choi, bu sefer de o rüya şekliyle ipucu bulmaya çalışıyor. Müşterek rüya, filmde başkasının rüyasına girmek anlamına geliyor. Keşke yapabilsek değil mi ? Ben izlerken bir ara hayal dünyasına dalıp kimlerin rüyalarına girmek isterdim, neleri değiştirirdim diye düşünürken buldum kendimi.

Müşterek rüya denen rüya şekliyle komadaki kişinin rüyasına girip oğlunun yerini öğrenmek isteyen Choi’ye defalarca çok tehlikeli olduğunu söyleseler de pek oralı olmuyor. Bu sırada farklı bir sahnede polis olan ve Choi’ye sürekli yardım eden, oğlunu kendi çocuğu gibi gördüğünü söyleyen Amir Song’u görüyoruz. Başından beri o da küçük çocuğu arıyor ve Choi’ye destek oluyor. Fakat neden o da komadaki adamın rüyasına girmek istiyor? Tam işler sarpa sardı buradan bu film nasıl dönecek derken ikisini de komadaki adamın rüyasında tekrar görüyoruz. Ne yazık ki tehlike gerçek oluyor ve adam onlar rüyadayken ölüyor. Fakat fazlaca lucid rüya deneyimi olan Choi farklı düşünme teknikleriyle rüyadan çıkmayı başarıyor. Ne yazık ki kötü kalpli ve bencil babamız Amir Song kurtulamıyor. Amir Song’un da tek isteği kızıyla kan uyumu olan küçük çocuk Song Bang’ı öldürüp kalbini kızına vermekmiş.

Evet gelelim mutlu sona. Filmin başından sonuna kadar mutlu bir son olacak mı olmayacak mı diye tereddütteydim. Filmin finalinde müşterek rüya sayesinde Choi’nin oğlunu bulduğunu görüyoruz. Sarılıyorlar ve işte mutlu son.

Mutlu sonu bulduk evet ama izleyici gerçekten filmi izlediği için mutlu mu? Açıkçası Lucid Dream, merak uyandırmasıyla, film konseptiyle ve ne olacağını çok sezdirmemesiyle hoşuma gitti. Fakat bazı rüya sahnelerinde çok göze batmasa da eksikler vardı. Aynı zamanda film bana fazla kopya gibi geldiğinden filme çok ısınamadım. Genellikle izlediğim Güney Kore yapımı filmlerde kesinlikle bir duygusallık oluyor. Film aslında yazının başlarında bahsettiğim filmlere (Inception ve Source Code) sırtını dayamış içine de duygusallık eklenmiş bir yapım. Filmde mantık hataları da mevcuttu. Mesela, komadaki bir adamdan bahsetmiştim. Adam, çocuğu bir Katolik yetimhaneye bıraktığını söylüyor. Peki bu adam çocuğu oraya bırakırken küçük çocuk Song Bang hiç mi sesini çıkarmadı? Kaçırıldığı zamanlarda bile gayet akıcı konuşan çocuk kendini açıklayabilecek bir çocuk olarak gösterilmişti.

Ben filme pek ısınamadım. Bunun sebebi filmin bana özgün gelmeyişi de olabilir. Eğer bahsettiğim filmleri izlemediyseniz film size iyi gelebilir. Fakat eğer izlediyseniz bence izlememenizde fayda var. İzleyiciye herhangi bir mesaj vermeyen bir film olsa da sıkıcı bir film değildi. Zaten çok da uzun olmayan film zaman geçirmek için izlenebilir.

Vakit ayırdığınız için teşekkürler…

Lucid Dream: Rüyalarda Bulmak

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap