Ana sayfa » Dünyanın En Kötü İnsanı: Oslo Üçlemesinin Son Filmi (Filmekimi Özel)

Dünyanın En Kötü İnsanı: Oslo Üçlemesinin Son Filmi (Filmekimi Özel)

Yazar: Hazal Açma

Dünyanın En Kötü İnsanı: Oslo Üçlemesinin Son Filmi (Filmekimi Özel)

Norveç sinemasının ilgiyle takip edilen yönetmenlerinden biri olan Joachim Trier’in dünya prömiyerini 74. Cannes Film Festivali’nde yaptığı “Dünyanın En Kötü İnsanı”, yönetmenin Oslo üçlemesinin Reprise ve Oslo 31 Ağustos’tan sonraki üçüncü ve son filmi. Renate Reinsve’in Cannes Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almasının ardından 46. Toronto Film Festivali ve 59. New York Film Festivali’nde gösterime girdi. Ülkemizdeki ilk gösterimini 4. Ayvalık Film Festivali’nde yaptıktan sonra Filmekimi’nde karşımıza çıkan film gösterildiği tarihten itibaren dikkat çekici eleştiriler alarak bizlere güzel deneyim yaşatacağının sinyallerini vermişti.

Filmin konusu üniversite döneminde tanıştığımız Julie (Renate Reins) kendinden oldukça büyük olan popüler çizgi roman yazarı sevgilisi Aksel (Anders Danielsen Lie) ile birliktedir. Onun gölgesinde kalmaya başladığını hissettiği ilk anda ise rastgele girdiği bir partide Eivind (Herbert Nordrum) ile tanışır ve olaylar bambaşka bir hal alır.

Her zaman bir aşk filmi çekmek istediğini söyleyen Trier, Dünyanın En Kötü İnsanı ile beraber bunu gerçekleştirdiğini belirtmiş. Bana kalırsa film bir aşk hikayesinin ötesinde erkek arkadaşının kanatlarının altından çıkmaya çalışan, toplumsal normları yıkıp kendini yolunu çizmeye çalışan bir kadını anlatıyor. Bu çabalarında yer yer başarılı yer yer başarısız oluyor tıpkı hepimiz gibi. Senaryosunu ise neredeyse bütün filmlerinde çalıştığı Eskil Vogt ile beraber yazmış. Filmin açılışından itibaren anlatının tam merkezinde Julie: onu ilk kez bir davette tek başına sigara içerken görüyoruz sonrasında flashback ile birlikte bir dış ses eşliğinde Julie’nin üniversite hayatına dahil oluyoruz; bu nedenle Julie’nin dünyasına dahil olmamız oldukça kolay bir hale geliyor. Dış sesle karakteri tanıdığımız kısımlar Reprise filmini andırmadı değil. Tıp fakültesine neden gittiğini ardından radikal kararla bölüm değiştirerek psikoloji okuması oradan fotoğrafçılık yapması belki çoğunluğa göre debeleniyor aslında Julie sadece kendini bulma telaşında. Julie nereye ait olduğunu, neye yeteneğinin olduğunu bulmaya çalışıyor ve biz de onun bu yolculuğunda bir an olsun yargılamadan onun peşinden gidiyoruz. Özellikle onun yaşadığı buhranları yaşayanlar için Julie’nin bu çabalarını seyretmek büyük bir zevk olacaktır. Filmin epilog, prolog ve ekstra 12 bölümden oluşması da Julie’nin anlatısını daha iyi çevreliyor.

Filmin süresi 128 dakika olmasına rağmen tempo bir an olsun düşmüyor. Trier, komedi işleyişi ve dram sahnelerinin bir an olsun sarkmayışı ile harika bir matematik kurmayı başarmış. Yeri geldiğinde kah gülüyor kah ağlıyoruz. Vogt ve Trier’in yaptığı güncel konulara dair tespitler ve espriler oldukça zekice özellikle mansplaining esprisi tüm salonu kahkahalara sokmayı başardı.

Oyunculuklara gelecek olursak Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Renate Reinsve aldığı ödülü sonuna kadar hak ediyor. Filmin başından sonuna kadar Julie’yi tam anlamıyla kucaklıyor. Trier’in fetiş oyuncularından Anders Danielsen Lie filmin başrol oyuncularından biri. Bizi yine şaşırtmıyor ve harikalar yaratıyor.

Benim için çok özel bir yönetmen Joachim Trier kişisel tarihime Oslo 31 Ağustos ve Reprise gibi birçok film bıraktıktan sonra Dünyanın En Kötü İnsanı’nı da eklemiş oldu. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Özellikle Julie’nin yaşadığı kararsızlıkları, kendini bulma telaşını biraz olsun yaşamış olanları etkilememesi imkansız. Filmekimi’nde kaçırıp izlemek isteyenler için bir hatırlatma film 11 Şubat’ta vizyona girecek.

Dünyanın En Kötü İnsanı: Oslo Üçlemesinin Son Filmi (Filmekimi Özel)

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap