Dancing Queens : Dans Tutkusuyla Yanıp Tutuşan Bir Kızın Macerası

Dancing Queens : Dans Tutkusuyla Yanıp Tutuşan Bir Kızın Macerası

Başrolünde Molly Nutley’nin olduğu ve birçok başarılı oyuncunun bulunduğu Dancing Queens’in yönetmeni Helena Bergstörm. Aynı zamanda Bergstörm, Denize Karabuda ile birlikte filmin senaristliğini de yapmıştır. Netflix’te yayınlanan filmin türü komedi-dram ve ‘Dancing Queens’, 2021’de çıkan ikinci İsveç Netflix Original filmi.

Başrol Molly Nutley, Dylan Pettersson karakterine hayat veriyor. Dylan, İsveç’te Bohuslan yakınlarında küçük bir adada yaşayan ve 18 ay önce annesini kaybetmiş dans tutkunu 23 yaşında bir genç kız. Çocukluğunda annesinin dans tutkusuna ortak olan ve büyüyünce de dans aşkıyla yanıp tutuşan Dylan, annesinin vefatı sonrası bu tutkuyu bir kenara bırakıyor ve sadece annesinden kalan dans okulunda çocuklara ders vermekle yetiniyor. Molly Nutley annesini kaybeden kızı o kadar gerçekçi oynamış ki mimikleri, ağlaması bana çok samimi geldi.

Bir gün Dylan’ın büyükannesi, Dylan’ın dans etme hayallerinin peşinden gitmesini istiyor ve onu büyük bir modern dans şirketinin seçmelerine katılmak üzere Göteborg’a gitmeye ikna ediyor. İşin aslı Dylan da içten içe oraya gitmeyi çok istiyor.

Ne yazık ki, büyükannenin tarihi yanlış okuması sonucu seçmeler gerçekleşmiyor. Dylan büyük tiyatro sahnesinde bir drag kulübünün temizlikçisi olarak işe başlıyor. Temizlik yaparken Dylan’ın dans etmesi seyir zevkini arttırıyor diyebilirim. Daha ilk günden bir tesadüf eseri drag kulübünün koreografının dikkatini çeken Dylan onunla dans ediyor ve koreograf Victor, onu çok beğendiğini fakat erkek olmadığı için kulübe katılamayacağını söylüyor. Yani Dylan’ın şanssızlığı hala devam ediyor.

Fakat Dylan hem hırsından hem de büyükannesini gururlandırmak istemesinden dolayı diğer gün kulübe erkek kılığında gidiyor ve herkes buna inanıyor. İnandırmakla kalmayıp dansıyla herkesi büyüleyen Dylan’ın Victor’la küçük flörtleşmelerine de tanıklık ediyoruz. Çok kayda değer olmasa da filmde bir aşk üçgeni de oluşuyor, gösterinin yönetmeni Micke, Victor ve Dylan. Filmde bazen tatlı bir genç kız olan Dylan bazen de çekici ve enerji dolu dansıyla seyirciyi filme kitliyor.

Büyük gösteriye hazırlanan drag kulübünün en büyük problemi herkesin farklı isteklerinin olması, ta ki Dylan ekibe dahil olana kadar. Dylan’ın gelmesiyle enerjisi yükselen ekip iyi işler çıkarmaya başlıyor. Dylan için erkek taklidi yapmak zor olsa da kendini ekibin içinde mutlu hissediyor. Aslında Dylan’ın erkeğe benzer hiçbir tarafı yok. Erkek kıyafetlerinin içinde bile tatlı bir genç kız. Sesi, kibarlığı, yüz hatları, yürüyüşüyle ve dansıyla bir kadın olduğu fazlasıyla belli. Aslında dans kulübü eşcinsellerden oluştuğu için çoğunun giyinişi, yürüyüşü Dylan’a benziyor. Sanırım bu yüzden çok çabuk inandılar ve yadırgamadılar.

Büyük gösterinin olduğu gün ekip dans ettikten sonra, hiç beklenmedik bir olay oluyor. Dylan’ın hesaba katmadığı şey çocukluk arkadaşının bir drag gecesine katılması. Harika bir gösteriden sonra Dylan’ın çocukluk arkadaşı Sebbe, arkaya geçip Dylan’ı performansı için tebrik ediyor ve ipler orda kopuyor. Sebbe, drag kulübünde bir kadının kendileriyle dans etmesine izin verilmesinin olağan dışı olduğunu belirtiyor. Bundan önce onun erkek olmadığını tahmin etmemeleri şaşırtıcı olsa da, ekip şoka giriyor. Gerginlikler giderek artıyor ve Micke, Victor’un Dylan’ın bir kadın olduğunu zaten bildiğini öğrendiğinde olay daha da alevleniyor. Kaos arasında Dylan işi bırakıyor ve eve dönüyor.

Dylan’ın eve dönüşünden sonra pişman olan dans ekibi onun yaşadığı yere gidiyor ve onu tekrar çağırıyor. Hatta Victor ve Dylan’ı kıskanan Micke bile ondan özür diliyor. Dylan şehre döndüğünde beklenmedik bir şekilde kendini seçmelerde buluyor. Dylan, drag ekibinin önünde Victor’la dans ediyor ve arkadaşları da onları izleyip tezahürat yapıyor. Anlayacağınız, film mutlu sonla bitiyor.

Film için kişisel değerlendirme olarak şunu diyebilirim, ilk yarım saat pek sürükleyici değildi. Beni çok tatmin etmeyen bir filmdi. Beni en çok sıkan taraf ise yavaş, tekrar eden ve uzun süren diyaloglar oldu. Sürekli tekrarlanan kelimeler ve olaylar bende ‘ne zaman bitecek bu sahne’ etkisini yarattı. Bunun yanı sıra filmdeki dans kostümleri çok ilgi çekiciydi ve koreografiler de öyle. Prova sahnelerinde danslar pek ilgimi çekmese de büyük gösterideki dans performansları ve Victor ile Dylan’ın dansı beni tatmin etmeye yetti. Bütün ‘Dancing Queens’ ekibi çok başarılı bir oyunculuk sergilemişler. Film bana çok hitap etmese de verdiği mesaj ve filmin samimiyetini sevdim. Diğer bir yandan film spesifik olarak kuşaklar arası sürtüşmenin queer dinamiklerini, ilişki güvensizliklerini ve ortaya çıkma endişesini; filmin merkezinden uzakta ve tutarlı bir şekilde ele alıyor.

Film son bulduğunda bize net bir ana fikir veriyor: Asla hayallerinizden vazgeçmeyin ve onlara ulaşmanıza yardımcı olacak değerli ilişkiler geliştirin.

Dancing Queens : Dans Tutkusuyla Yanıp Tutuşan Bir Kızın Macerası

Nilsu Çakıroğlu’nun Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

5 3 Oylar
Oy Ver
Yazıya Abone Ol
Bildir
0 Yorum
Tüm Yorumları Göster