Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Ben-Hur: Görkemli, Epik ve Destansı Bir Sinema Klasiği

Ben-Hur: Görkemli, Epik ve Destansı Bir Sinema Klasiği

Yazar: Emre Kocabaş

Ben-Hur: Görkemli Epik ve Destansı Bir Sinema Klasiği

1959 yılında Hollywood’un en önemli film stüdyolarından olan MGM, o zaman için  daha önce görülmemiş 15 milyon dolarlık bir bütçeyle, William Wyler yönetmenliğinde 222  dakikalık bir sinema klasiğine imzasını attı. 32. Akademi Ödülleri’nde 11 Oscar kazanan Ben-Hur , dönemin en  büyük filmlerinden biri oldu. Ben-Hur’un  piyasaya sürülmesinden sonra afişi, bir ömür boyu sürecek eğlence deneyimi” sloganını attı . Ben-Hur hızla tüm zamanların gişe listelerinde üst sırada yerini aldı ve sadece Rüzgar Gibi Geçti’nin arkasında kaldı. Filmin Oscar rekorunu şu ana kadar sadece 1997’de Titanic ve 2003’te The Lord of the Rings:The Return of the King filmleri yenileyebilmiştir

Bir Kitap Uyarlaması

Film  Lee Wallace’ın 1880 tarihli ve kimilerince on dokuzuncu yüzyılın Hristiyanlıkla ilgili en önemli çalışması kabul edilen, A Tale of the Christ adlı romanından uyarlanmıştır. Kitabın film uyarlaması daha önce 1925’te sessiz film döneminde yapıldı  ve son olarak 2016 yılında  pek beğenilmeyen bir uyarlaması yapıldı. İçerik olarak ele aldığı dini temaların yanı sıra  aşk, dostluk, ihanet, intikam, aile gibi pek çok temayı ele alan bir hikaye olduğu için sinemada gösterilmeye son derece müsait bir hikaye olduğunu söyleyebiliriz.

Filmin Teması

Filmde drama, İsa’nın bir ahırda doğumuyla başlayan ve çarmıha gerilmeyi takiben mucizevi bir iyileşme ile biten  Mesih’in hayatındaki olaylarla çerçevelenir. Ben-Hur’un ana teması affetmektir. Henri JM Nouwen şöyle yazmıştır: “Gerçekten değiştirebileceğimiz tek kişi kendimizdir. Başkalarını affetmek her şeyden önce kalplerimizi iyileştirmektir.” Evet, ama ne kadar uzun bir süreç ve ne acılı bir yolculuk olabilir bu, intikamcı bir yürek taşa döndüğünde!

Filmin Hikayesi

Film zengin bir Yahudi prens olan Ben-Hur’un çocukluk arkadaşı olan Messela tarafından ihanete uğraması ve intikam almaya çalışmasının öyküsü diyebiliriz. Ben Hur, Yahudiler’in özgürlüğü için mücadele veren bir liderdir. Messela, bunu bilmesine rağmen Ben Hur’dan Romalılar’ı eleştiren Yahudileri ele vermesini istediğinde, Ben-Hur  bu konuda çizgisinden ödün vermeyecek ve eski dostuyla karşı karşıya gelmeye göze alacaktır. Yeni vali için yapılan karşılama töreni sırasında bir kaza meydana geldiğinde, Messala suçu Ben-Hur’a yükler ve onu köleliğe gönderir. Annesi ve kız kardeşi  bir zindanda hapsedilmiştir. Ve sadık kahyası dövülürken kızı Esther, efendisinin dönüşünü beklemeye yemin eder.  Ben-Hur bu sayede Romalıların elinde yıllarca esir olarak kalacak ve esir olan annesini ve kız kardeşini kurtarmaya çalışacaktır.

Filmin asıl çatışması filmin başlarında halkını arkadaşı Messela’ya satmak istemeyen Ben-Hur’un kararı ile şekilleniyor. Bu sahneler ne kadar uzun gelse de filmin temel çatışmasını çok güzel veriyor izleyiciye. Klasik senaryo kurallarının ve anlatım tekniklerinin ne kadar iyi kullanıldığını görüyoruz film boyunca. Karakterin suçlu ilan edilmesi ,ceza çekmesi, kurtulması vb sahneler filmin anlatım olarak çok sağlam bir yapı kurduğunu gösteriyor bizlere.

Bu sağlam yapı içinde film zamansal olarak İsa’nın doğumundan başlar ve çarmıha gerilişine kadar devam eder. Biz burada İsa’nın hikayesini Ben-Hur’un gözünden gözlemleriz. Film sonlara doğru Ben-Hur’un hikayesi olmaktan çıkıveriyor ve görkemli bir İsa ve Hristiyanlığın doğuşu hikayesine evriliyor. Açılış jeneriğine zemin teşkil eden ve kapanışta da karşımıza gelen, Michelangelo’nun “Adem’in Yaratılışı” tablosunun da ima ettiği gibi bir yaratılış hikâyesine doğru evriliyor film.

Film aynı zamanda Vatikan onaylı bir dinsel propaganda da içeriyor kuşkusuz. İsa’nın yüzünü göremeyişimiz, İsa’nın ana karakterimiz Ben-Hur’a su veren kişi olması, ona her bakanın büyülenmiş halde kalması ve son sahnede mucize yaratıp cüzzam’ı iyileştirmesi vs. gibi şeyler bugün bakıldığında birçok dini içerikli Hollywood filmi izlemiş bünyeye eğreti gelebilir ama o dönem için böyle bir seçim çok uygun duruyor filme. Klasik Hollywood sinemasının bütün anlatım tekniklerine aşina olan insanlar için film  bunların çoğunu yapıyor ve dini açıdan muhafazakar bir yerde duruyor diyebiliriz. Film aynı zamanda anlattığı dönemin Roma’sına da eleştiri yapıyor ancak bu eleştiri çok radikal bir yerden gelmiyor. Karakterler ve Roma’ya bir eleştiri gelse de bu onları klasik dini ya da Hristiyanlığın anlatıldığı filmlerin geneli gibi şeytani bir hale sokmuyor. Messela karakteri her ne kadar filmin kötü karakteri gibi gözükse de film onu aslında imparatorluğun ve gücün bu hale getirdiği gibi bir alt metin işliyor. Nitekim o öldükten sonra Ben-Hur’un kendi içindeki nefretle mücadelesi başlıyor.

Filmin finali de İsa’nın çarmıha gerilmesi ve Ben-Hur’un annesinin ve kızkardeşinin cüzzamını iyileştirmesiyle son buluyor.

 

Filmin Yapımı ve Teknik özellikleri

Film o güne dek Hollywood’da yapılmış en büyük prodüksiyona sahiptir. Film prodüksiyon ve mekanlar anlamında anlattığı dönemi baştan aşağı tekrar inşa etmiştir. Bu kadar büyük prodüksiyonlu bir filmin çekimleri 4 yıl sürmüştür. Çok büyük setler,  çok sayıda figüran ve çok görkemli bir hazırlık içinde yapılmış bir filmdir bu.

Filmin görüntü yönetmenliğini yapan Robert Surtees ile birlikte filmde çok sağlam bir sinematografi vardır. Konusundan dolayı zaten Hristiyan sanatından etkilenen filmde adeta Rönesans tablosunu andıran kareler görmek mümkündür. Teknik olarak geniş ekran çekilen filmde adeta alan derinliğini de ustaca kullanmıştır yönetmen William Wyler. Aynı zamanda film MGM65mm ismi verilen bir kamera ile 2.76:1 sinemaskop formatında çekilmiştir

Charlton Heston’ın canlandırdığı Ben-Hur rolü kendisine bir Oscar heykelciği kazandırıyor. Gerçekten filmdeki oyunculuklar bugün bakıldığında ne kadar teatral gelse de  hala kalitesini korumayı başarıyor. Gerçekten  Stephen Boyd ve Charlton Heston oyunculuk anlamında filme çok şey katıyorlar.

Filmin müziklerini yapan Miklos Rozsa’nın klasik Hollywood müziklerinin çok iyi bir örneğini bize gösteriyor ve sanatsal bir çalışmaya imza atıyor.

Meşhur At Yarışı Sahnesi

Hareketli bir görüntü kamerası ile çekilen yarış sahnesi ise Sinema’nın gerçekten başarılı bir zanaat örneği olarak karşımızda duruyor. Bu sahne bugün bile aksiyon sinemasının gelişmesiyle kıyaslandığında gerçekten kaliteli bir aksiyon veriyor seyirciye. Filmin en bilinen sahnelerinden olan bu sahne gerçekten dönemi için çekilmesi oldukça zor ve meşakkatli. Sadece bu yarış sahnesinin çekimi 6 ay sürüyor bu yüzden. Tüm bütçenin dörtte birine mal olan bu sahne de başarılı kurgusuyla dikkat çekiyor. Filmde bu iki karakterin ana karşılaşması olan bu sahne için hızlı cutlar yerine film buraları daha gerçekçi bir tonda vermeyi tercih ediyor. İki karakterin de asıl karşılaşması ve filmin en önemli noktası bence bu yarış sahnesinde ortaya çıkıyor.

Film daha ilk başlarından sonuna kadar büyüklüğünü hissettiriyor. Sadece prodüksiyon olarak değil anlatım olarak da destansı bir anlatımla seyirciyi filmin sonuna kadar sürüklemeyi başarıyor. Sonuç olarak Ben-Hur  seyirciye uzun gelebilecek ama bugün hala kalitesini ve sürükleyiciliğini  koruyan görkemli, epik ve destansı bir  sinema klasiği sunuyor izleyiciye.

Ben-Hur: Görkemli Epik ve Destansı Bir Sinema Klasiği

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap